Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

2018: Enflasyon, işsizlik, çift haneli faiz, cari açık sürecek

5.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kuzey Suriye ve Kudüs’teki olumsuz gelişmeler, Anayasa Referandumu, OHAL / KHK’ler ve ABD’deki Zarrab Davası ile 2017 hafızalardan kolay silinmeyecek bir yıl oldu. GÖZLEM, böyle gerilimli bir yıldan sonra, “Ekonomi – 2018’de Türkiye’yi neler bekliyor?” sorusuna cevap aradı. İşte “beklentiler” tablosu...

Hükümet, 2018’de ekonominin yüzde 5,5 büyümesini hedefliyor. Ancak ekonomi dünyamızda beklentiler yüzde 4’te kalıyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası enflasyonun yüzde 7 dolayında olacağını tahmin ederken, beklentiler yüzde 9 –10 arasında bulunuyor. İşsizlikte düşüş beklenmiyor. Faizler çift hanede kalacağa benziyor. Beklentilere göre cari açığın milli gelire oranında ciddi bir düşüş olmayacak. İthalat ve ihracatta yine yükseliş bekleniyor. Bütçe açığı, 2017’de ulaştığı seviyede seyredecek. Küresel ekonomideki büyüme beklentisi ise yüzde 3.5 – 4.

 

 

 

BÜYÜME TAHMİNİ YÜZDE 4

Türkiye, 2017 yılına yüzde 3-3,5 dolayında ekonomik büyüme beklentileriyle girdi. Ancak ekonomi beklenenin epey üzerinde büyüdü. Ekonomi 2017’nin ilk çeyreğini yüzde 5,3 ve ikinci çeyreğini yüzde 5,4’lük büyümeyle geçirdi. Üçüncü çeyrekteki büyüme ise yüzde 11,1’i buldu. Yılsonunda yüzde 6-7 arasında çıkacak gibi görünüyor. Hükümet 2018’de yüzde 5,5’lik büyüme hedefliyor. Ancak 2017’deki olağanüstü performansa rağmen ekonomik kamuoyundaki beklentiler daha düşük kalıyor. Merkez Bankası’nın her ay uzman kişiler arasında düzenlediği Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçlarında 2018 yılı büyüme beklentisi yüzde 4,2 olarak görünüyor. 2017’de hükümetin bazı ürünlerde uyguladığı vergi indirimleri ve Kredi Garanti Fonu (KGF) vasıtasıyla dağıtılan krediler de büyümeyi destekledi. Ancak bu desteklerin sonucu bütçe açığının ve kamu borcunun patlaması oldu. 2018’de baz etkisi tersine dönecek. Artan bütçe açığı ve kamu borcu nedeniyle devlet desteğinin aynen devam edemeyeceği düşünülüyor. Bu nedenle ekonomik kamuoyu 2018’de daha yavaş bir büyüme bekliyor.

 

Büyüme tahminleri        Yüzde

2016 gerçekleşme            3,2

2017 tahmin                     6.5

2018 hedef (Hükümet)     5.5

2018 (TCMB / Anket)      4,2

IMF                                   3,5

OECD                               4,9

Avrupa Komisyonu         4,0

 

İŞSİZLİKTE DÜŞÜŞ BEKLENMİYOR

2017’nin tamamındaki işsizlik oranı ise yüzde 11 dolayında çıkacağa benziyor. Hükümet 2018’de işsizlik oranının yüzde 10,5 olmasını bekliyor. Ancak beklentiler biraz daha yüksek bir orana işaret ediyor. IMF’nin tahmini yüzde 10,7 iken, OECD’nin ve Avrupa Komisyonu’nun tahmini yüzde 11 düzeyinde. Bu da işsizlikte düşüş beklenmediği anlamına geliyor. Esasında 2018’de ekonomideki büyüme yüzde 4 dolayında kalırsa işsizlikte yükseliş bile yaşanabilir. Çünkü bizim hesaplarımız Türkiye’de işsizlik oranının sabit kalması için bile yüzde 5,5-6 arasında büyüme gerektiğini gösteriyor.

 

ENFLASYON YİNE ÇİFT HANE

Enflasyon 2017’de iyice kötüleşti. Yıllık enflasyon yüzde 11.92 oldu. Resmi enflasyon hedefinin yüzde 5 olduğu dikkat alınırsa, 2017’de enflasyonun ne kadar yüksek çıktığı daha iyi anlaşılabilir. 2018 yılının enflasyon hedefi yine yüzde 5. Ancak bu hedef artık iyice kağıt üzerinde kalmış durumda. Nitekim Merkez Bankası 2018 sonu için daha şimdiden hedeften 2 puan daha yüksek ve yüzde 7’lik enflasyon tahmini yapıyor. Beklentilere bakılırsa bu tahmin iyimser bile kalıyor. Ekonomik kamuoyundaki beklentiler genelde yüzde 9- 10 arasında bulunuyor. Açıkçası, para politikası uygulaması böyle devam ederse, biz enflasyonun iyice kontrolden çıkmasından bile endişe ediyoruz.

Enflasyon tahminleri    Yüzde

2017 gerçekleşme          11.92

2018 hedef                       5.0

2018 (TCMB tahmini)     7.0

2018 (TCMB anketi)        9.3

IMF                                   9.5

FAİZ ÇİFT HANEDE KALACAK

 2017’ye çift hane ile giren faizler yıl boyunca da böyle kaldı. Sonbahar aylarında daha da yükseldi. İkinci el tahvil piyasasındaki gösterge faiz yıl boyunca yüzde 11-12 arasında seyretmişken sonbaharda bir ara yüzde 14’ü aştı. Gösterge tahvil faizi 2017’nin son günlerinde ise yüzde 13 dolayındaydı. Hükümet ve Merkez Bankası faizlerin yükselmemesi için elinden geleni yapıyor. Faizlerde kalıcı bir yükseliş olmasın diye resmi para politikası faizini kullanmaktan kaçınan Merkez Bankası, 2017’de piyasayı Geç Likidite Penceresi (GLP) faiziyle fonlama yolunu keşfetti! Ancak bu da işe yaramadı. Enflasyon ve kurlardaki yükseliş yüzünden faizler bir türlü aşağı çekilemedi. MB aralık ayında GLP faizini tekrar yükseltmek zorunda kaldı. Faizler 2018’de de tek haneye düşecek gibi görünmüyor. Nitekim Merkez Bankası’nın Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçları, 2018 sonu için ikincil piyasada yüzde 12 dolayında faiz beklentisi olduğunu gösteriyor.

 

DOLAR KURU 4 LİRAYI AŞACAK

2016’da eylül ayı sonlarında kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir seviyenin altına çekince kurlar yükselişe geçmişti. Bu yükseliş eylül ayında 3 TL’nin altında olan dolar kurunu yılsonunda 3,50 TL’nin üzerine taşımıştı. Söz konusu yükseliş 2017’nin ilk ayında da sürdü ve dolar kuru 3,90 TL’ye kadar yaklaştı. Sonrasında ise MB’nin GLP faizi yoluyla fonlama maliyetini arttırmasıyla döviz piyasası sakinleşti. Ancak bu sakinlik sonbahar aylarına kadar sürdü. Sonbahar aylarında döviz kurları yönünü yeniden yukarıya döndü. Bu yükseliş de Merkez Bankası’nın fonlama maliyetinde yeni bir artış yapmasıyla durdu. 2017’nin son günlerinde dolar kuru 3,80 TL’nin biraz altındaydı. Merkez Bankası’nın her ay reel ve finansal sektördeki karar alıcı ve uzman kişiler arasında düzenlediği Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçları, ekonomik kamuoyunun 2018 yılında dolar kurunun 4 TL sınırını aşmasını beklediğini gösteriyor. Bu ankette 2018 sonu dolar kuru beklentisi 4,15 TL olarak çıkıyor.

İHRACATTA TOPARLANMA SÜRECEK

İhracatta 2017 yılı bir toparlanma yılı oldu. Önceki iki yılda düşüş gösteren ihracat 2017 yılında yeniden yükselişe geçti. Türkiye’nin ihracatı 2015 yılında yüzde 8,7 ve 2016 yılında ise yüzde 0,9 gerilemişti. Küresel ekonomide işlerin beklenenden iyi gitmesi ve özellikle de en önemli ihracat pazarlarımız arasında yer alan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Rusya’da yaşanan toparlanma ise 2017’de Türkiye’nin ihracatına olumlu yansıdı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın (GTB) verilerine göre, 2017 yılının ocak-kasım döneminde yapılan ihracat 2016 yılının aynı döneminde yapılan ihracatın yüzde 10,4 üzerinde bulunuyor. İhracattaki yükseliş muhtemelen aralık ayında da devam etti. 2017 yılının 157 milyar dolar civarında ihracatla kapandığını tahmin ediyoruz. Bu da 2016 yılına göre yüzde 10 dolayında artış yaşandığı anlamına geliyor. Hükümet 2018’de ihracatın 169 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor. Bu da yüzde 7,5 dolayında artışa karşılık geliyor. Küresel ekonomiye ilişkin 2018 yılı beklentilerinin nispeten iyimser olması, bu hedefin tutmasının zor olmayacağını düşündürüyor.

 

İTHALATTA YÜKSELİŞ SÜRECEK

2017’de ihracatta toparlanma yaşanırken önceki üç yılda düşüşte olan ithalat tekrar yükseldi.  2017’de ekonominin baz etkisi ve devlet destekleri gibi geçici faktörler nedeniyle de olsa hızlı büyümesi ithalatı teşvik etti gibi görünüyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın (GTB) verilerine göre, 2017’nin ocak-kasım dönemindeki ithalat 2016’nın aynı dönemine göre yüzde 16,9 arttı. İthalattaki artışın aralık ayında da sürdüğünü tahmin ediyoruz. 2017 yılı 232 milyar dolar dolayında ithalatla kapanmış olabilir. Bu ise 2016’ya göre yüzde 17’ye yakın artışı ifade ediyor. Hükümet 2018’de ithalatın 237 milyar dolar olmasını hedefliyor. Ancak bu hedefin 222 milyar dolarlık 2017 yılı gerçekleşme tahmininin üzerine oturduğunu belirtelim. 2017 yılı ithalatı hükümetin tahmininden 10 milyar dolar daha fazla çıkacak gibi göründüğüne göre, 2018 hedefinde de bir ayarlama yapılması lazım. 2018’de ithalat 240 milyar doları aşabilir.

CARİ AÇIK DÜŞMEYECEK

2017 yılında ithalat ihracattan daha hızlı yükseliş gösterince doğal olarak dış ticaret açığı ve dolayısıyla cari açıkta da yükseliş yaşandı. Merkez Bankası’nın verilerine göre, 2017’nin ocak-ekim dönemindeki cari açık önceki 2016’nın aynı dönemindeki düzeyinin yüzde 33,7 üzerinde gerçekleşti. 2016 yılını 33 milyar dolar dolayında kapatan cari açık, ekim ayı sonunda yıllık bazda 41,9 milyar doları bulmuştu. 2017 yılı 45 milyar dolar civarında cari açıkla kapanmış olabilir. 2016 yılında yüzde 3,8 olan cari açığın milli gelire oranı ise 2017’de yüzde 5 dolayında çıkacak gibi görünüyor. Hükümet 2018’de cari açığın milli gelire oranının yüzde 4,3 olmasını hedefliyor. Avrupa Komisyonu’nun tahmini yüzde 4,2 ile hükümetin hedefine yakın iken, IMF ve OECD’nin tahminleri ise daha yukarıda bulunuyor. IMF 2018’de Türkiye’nin cari açığının milli gelire oranının yüzde 4,6, OECD ise yüzde 4,9 olacağını öngörüyor. Bu son iki tahmin 2018’de cari açıkta ciddi bir düşüş olmayacağını ifade ediyor.

BÜTÇE AÇIĞI SÜRECEK

2017 yılına girilirken, uzun zamandır Türkiye’nin en sağlam göstergesi olan bütçe dengesinin, hükümetin ekonomiyi ayakta tutmak için giderek daha fazla devlet desteklerine yönelmesi nedeniyle, daha ne kadar bu konumunu koruyabileceği yönünde şüpheler vardı. Maalesef 2017’de bu şüpheler haklı çıkmaya başladı. 2017’de bütçe açığı rekor kırdı. 2017 yılının 60 milyar TL’nin üzerinde bütçe açığıyla kapandığı tahmin ediliyor. Bu durum 2016 yılında yüzde 1,1 olan bütçe açığının milli gelire oranını ise 2017’de yüzde 2 dolayına çıkardı gibi görünüyor. Her ne kadar bu oran hala uluslararası bir ölçüt olan yüzde 3’lük Maastricht kriterinin altında kalıyorsa da, bütçe açığındaki artış hiç de iyiye işaret etmiyor. Nitekim bütçe açığındaki artış Hazine’nin iç borçlanma faizini kasım ayında yüzde 13,2’ye kadar yükseltip 2009 yılı başlarındaki düzeyine geri döndürmüş bulunuyor. Hükümet 2018’de bütçe açığını 2017’deki seviyesi dolayında tutmayı hedefliyor. Ancak bunun gerçekleşmesi zor olabilir.

DÜNYA EKONOMİSİ BÜYÜYECEK

Küresel ekonomide işler 2017’de beklenenden daha iyi gitti. Dünya ekonomisi 2016’da yüzde 3,2 büyümüştü. 2017 yılına girilirken yine yüzde 3-3,5 arasında büyüme bekleniyordu. Ancak gerçekleşme biraz daha yüksek oldu. IMF’nin ekim ayında yaptığı son tahminler 2017’de dünya ekonomisinin yüzde 3,6 dolayında büyüdüğünü gösteriyor. Dünya ekonomisinde 2018 yılında da 2017’dekine benzer bir tablo bekleniyor. Bu konuda tahminlerine ulaştığımız üç uluslararası kurumun (IMF, OECD ve Avrupa Komisyonu) üçü de 2018’de dünya ekonomisinin yüzde 3,7 büyüyeceğini tahmin ediyor. Küresel ekonominin 2017’de beklenenden biraz daha hızlı büyümesi dünya ticaretine çok daha hızlı bir toparlanma olarak yansıdı. IMF’nin tahminlerine göre, 2016’da yüzde 2,4 olan küresel ticaretteki büyüme 2017’de yüzde 4,2’ye çıktı. IMF, 2018’de de küresel ticarette 2017’dekine yakın ve yüzde 4’lük büyüme bekliyor. Küresel ticarette 2017’de yaşanan toparlanmadan olumlu etkilenen Türkiye, 2018’deki büyümeden de nasibini alabilir.

 

“EKONOMİDE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM”

Mustafa Saim Uysal (Yeminli Mali Müşavir): Ekonomi politikalarını bütüncül bir yaklaşımla izlemek gerekir; aksi halde bazı alanlardaki iyileşmelere rağmen diğer parametrelerde olumsuzluk yaratılması istenilen hedeflere ulaşılmasını zorlaştırabilir ve sürdürülebilirliği imkansız hale getirebilir. Son dönemdeki ekonomi verileri, izlenen politikanın bütüncül bir yaklaşım içinde olmadığını gösteriyor.

Türkiye ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde gerçekten yüksek bir büyüme hızı (% 11.1) yakaladı. Yıl sonunu yaklaşık % 6.5-% 7 arasında bir büyümeyle kapatacağız. Bu büyüme oranı, ekonominin potansiyel büyümesinin üstünde ve başarılı bir sonuç (Milli gelir hesaplamasındaki son revizyonda veriler tam olarak açıklanmadığı için yeni potansiyel büyüme oranını bilemiyoruz, elli yıllık potansiyel büyüme ortalamamız ise %5). Büyümenin hem bileşenleri hem de finansmanı beraberce bir bütün olarak değerlendirilmeli.

Büyümenin bileşenlerinde en büyük katkı, hane halkı tüketimine ait. İkinci olarak, yatırım harcamaları, daha sonra mal ve hizmet ihracatı, en az da kamu tüketimi buna katkıda bulundu. Yalnız ithalat ve stok değişiminin katkısı negatif oldu.

Bu noktada, sürdürülebilir büyüme için verimlilik bazlı katma değeri yüksek sanayi üretimini ve ihracatını odak alan bir yapıyı oluşturmamız gerektiğini unutmayalım. Bunun için yapısal reformlar, siyasi istikrar ve olağan demokratik düzene geçiş şart.

Büyümenin finansmanında vergi indirimi, teşvikler ve KGF kredileri gibi destekler önemli rol oynadı. Hükümet yetkililerinin açıklamalarından 2018 yılında da bu desteklerin devam edeceği anlaşılıyor. (2017 yılında 210 milyar KGF kredisi kullandırıldı; 2018’de 140 milyar lira kullandırılacak).

Bu gelişmelerle kredilerin mevduat oranı çok yükseldi(%115). Özellikle Türk Lirası kısmında oran, %140’ı aştı.Bu nedenle, 2018 yılında bankalar mevduat kaynağı açısından sıkıntı yaşayabilir.

Dış ticaret rakamlarımız yıl sonu itibariyle kesinleşti. 2017 yılında ihracatımız 157.1 milyar dolar, ithalatımız ise 234 milyar dolar olarak gerçekleşti.  Dış ticaret açığımız, 77 milyar dolara yükseldi, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise %67.1’e düştü.

İhracatımız uzun yıllardır 150 milyar Dolar civarında gerçekleşiyor. İhracat artış oranımız, daima ithalat artış oranımızın altında. Bunun için ihracat üretim yapımızın daha az ithalata bağlı bulunması gerekmektedir. Aksi halde, %7’ler civarındaki büyüme, yılsonu itibariyle % 5 oranında yüksek cari açıkla sonuçlanacaktır ki bu da, yüksek enflasyon, yüksek bütçe açığı ve yüksek faizle beraber dış piyasalarda bir kırılganlık unsuru olarak değerlendirilecektir. Bu orandaki cari açık, bizi borçlanma artışına götürmektedir. Bu nedenle politika karar vericileri, Batı dışında yeni borçlanma alanları araştırıyorlar. (Rusya ve Çin piyasaları gibi) Cari açık ve borç artışı, dövizde duyarlılığı ve bu gelişmeler de kur geçişkenliği yoluyla enflasyonu tetikliyor.

Yüksek hızlı büyümenin bir diğer olumsuz yansıması ise yüksek enflasyon ve artan bütçe açığı olarak gündeme geldi. Enflasyon, yılı % 11.92 oranı ile kapadı. Çekirdek enflasyon ise 2004 yılından bu yana en yüksek seviyeye gelerek yıllık %12.30 ile manşet enflasyonunu da geçti. Bu gelişme, bize 2018 yılında da enflasyonun çift hanede seyredeceğini gösteriyor. Böylelikle, Merkez Bankası enflasyon hedefindeki %2’yi aşan sapma nedeniyle hükümete üst üste beşinci mektubunu yazacak. Bilindiği üzere, Merkez Bankası’nın iki hedefi var. Birincil hedefi, fiyat istikrarı; ikincil hedefi ise finansal istikrarı sağlamaktır. Son beş yıl enflasyon gerçekleşmeleri, birincil hedefin tutturulamadığını, politika ağırlığının ikinci hedefte yoğunlaştığını gösteriyor. Bu sonuçlar ise bize bütüncül politikaların uygulanmadığını gösteriyor.

Dolarizasyonun bu kadar yoğunlaştığı ve üretici fiyat endeksinin % 15.47, petrolün 67 Dolarlarda olduğu ve Amerika’daki Zarrab davasının da mahkumiyete doğru evrildiği ortamda faiz silahının ciddi kullanılmaması nedeniyle enflasyon, bu yılda da çift hanelerde seyredecek.

Bütçe açığına gelince: Yıllardan beri yürütülen maliye politikası popülizme gitmeden başarılı bir çıpamız iken ilk defa bu çıpa, 2017 yılında bozulmaya başlamış; faiz dışı denge eksiye, bütçe açığının milli gelire oranı ise %2’ye yükselmiştir. Seçim kazanmaya dönük sadece büyüme bazlı ekonomi politikası, ister istemez bu sonuçları yaratmaktadır.

Sonuç olarak tüm makroekonomik parametreleri gözeten birbiriyle uyumlu bir ekonomi politikası uygulamaya çalışırsak işsizliği azaltan, refahı arttıran enflasyon ve yüksek cari açık yaratmadan sürdürülebilir istikrarlı bir büyümeyi yakalamak mümkün olacaktır.

Unutmayalım ki, küresel bazda ticaret artışına rağmen henüz enflasyon artışı gerçekleşmedi. Bu da bizim gibi ülkelere sıcak para akışını devam ettirdi. Dünyada petrol ve emtia fiyatları artıyor. Ticaret artışları ve ücret artışları ile enflasyon artışı beraberce başlarsa Merkez Bankalarının (FED ve ECB gibi) aynı ortamda sıkılaştırmaya gitmesi, ülkemizin finansman yapısı açısından büyük risk taşıyor.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kriz yok” açıklamalarına rağmen ekonomik kriz her sektörü derinden etkilemeye devam ediyor. Her gün peş peşe konkordato ilanları...

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. Neredeyse her ilden Suriyelilerle “kavga” haberleri geliyor.

Pastör Andrew Brunson ve Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkolosluğuna giren ama çıkmayan Cemal Kaşıkçı olayları, cüsselerinden kat be kat büyük gelişmelerin habercisi ol...

Piyasalardaki durgunluk ile enflasyonist ortamın aynı anda yaşanmasına ekonomistler “Stagflasyon” diyor. Tek başına enflasyondan veya yine tek başına resesyondan daha ...

Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecek olan “Washington Post gazetesi muhabiri Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki sır perdesi...

Türkiye gündeminin başına “iğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar” yerleşti. “Sıçrama yapan” hayat pahalılığına karşı, iktidar “dış güçler” argümanını kullanırken, be...

2004 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmayacağını aç...

Yazarlar
Website Security Test