Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Anayasa’ya aykırı ve seçime şaibe düşürecek maddeler var”

16.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Prof. Dr. Fevzi Demir, kanunu “madde madde inceledi” ve görüşlerini yazdı.

2019 Seçimlerinde uygulanacak olan ve kamuoyunda “İttifak Kanunu” olarak tanınan, “AKP – MHP arasındaki Cumhur İttifakı’na seçimlerde avantaj sağlayacağı” iddia edilen kanun tasarısı, Meclis Genel Kurulu’nda sabaha kadar sürdürülen kavgalı görüşmeler ve oylamalar sonunda kabul edildi. Seçim Kanununda değişiklikler yapan ve Muhalefetin sert tepki gösterdiği İttifak Kanunu’nu GÖZLEM masaya yatırdı.

Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fevzi Demir, “değişiklikleri” inceledi ve “görüşlerini” gazetemiz için yazdı:

 

 MADDE MASUM GÖRÜNÜYOR AMA…

 

1 – 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 5’inci maddesine eklenen hükme göre; “Aynı binada oturan seçmenler, hane bütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla, farklı sandık bölgelerine kaydedilebilir.”

 

İlk bakışta masum görünen bu madde, Yüksek Seçim Kurulunun son aldığı kararlar ve “iktidar yandaşı” sayılabilecek son durumu dikkate alınınca insanın kafasında tereddütler doğuruyor. Şöyle ki; belirleme her halde YSK tarafından yapılacağı için (YSK’nın bağımsız olmadığı, iktidar baskısı altında muti davranarak biat ettiği de göz önüne alınırsa) iktidar partisinin (AKP-MHP koalisyonunun) isteği doğrultusunda, iktidar partisine avantaj sağlayacağı şekilde bölgeler belirleyebilir. Nitekim AK Parti’nin bu konuda daha önceleri seçimlerde avantaj elde etmek için her seçim öncesi şehirleri büyükşehir, büyükşehirleri şehir yaptığı, seçim bölgelerine giren ilçeleri, köyleri ve mahalleleri değiştirdiği göz önünde tutulacak olursa, daha önce ilçe, köy ve mahalle düzeyinde oynanan oyunun artık binalara kadar indirilmek istendiği şüphesi yaratılmaktadır.

 

Bu nedenle, seçim bölgesi ve sandık bölgesinin Mecliste yasal düzenleme konusu yapılması, Yüksek Seçim Kurulun inisiyatifine bırakılmaması uygun olurdu.

 

 SEÇİM GÜVENLİĞİ ORTADAN KALKIYOR

 

2 – 298 sayılı Kanunun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir: “Seçim türüne göre sandık bölgesi seçmen sayısını belirlemek. Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda, vali veya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden en geç bir ay önce talepte bulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlık seçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına karar vermek. Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin, muhtarlık seçimleri hariç, oy kullanmalarını sağlamak için seyyar sandık kurulu kurulmasına, oy kullanılmasına, sayım ve döküm ile birleştirme işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek”.

 

Bu düzenleme, seçim güvenliğini ortadan kaldırmaktadır. Anayasaya aykırıdır. Çünkü, Yüksek Seçim Kurulu, seçim güvenliğinin sağlanması amacıyla, vali veya il seçim kurulu başkanının talebi üzerine sandıkların taşınmasına, seçim veya sandık bölgelerinin birleştirilmesine karar verebilecektir. Burada yürütmenin (valinin) talebi üzerine yargı açıkça emir altına sokulmaktadır. Buna göre, seçim güvenliğinin sağlanmasında güçlük yaşanabilecek yerlerde, o yerdeki sandıkların seçim güvenliğinin sağlanabileceği en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin ve muhtarlık seçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesine valilik talebi (bu idare hukukunda emir kabul edilir) Yüksek Seçim Kurulunca karar verilebilecektir. Birleştirilen seçim veya sandık bölgelerinde seçmen listeleri karma şekilde düzenlenebilecektir. Böylece, bazı köyler ve mahallelerde sandık kurulmayabilecek, muhalif olan seçmenlerin sandığa gitmesi engellenebilecektir. Sandığın seçim mahallinden çıkarılması ise sandığa her türlü müdahaleye imkan sağlar. Sandık kaçırılabilir, içindeki oylar değiştirilebilir, evine gidilen seçmene etki ve baskı yapılabilir. Sandığı seçmene götürmek yerine engelli seçmeni sandığa getirmek doğru olandır.

 

KOLLUK KUVVETLERİ KİMİ KORUYACAK?

 

3 – 298 sayılı Kanunun 81’inci maddesine göre; daha önce “sandık alanı ve sandık çevresi çok büyük bir alanı kapsarken, yeni düzenlemede sandık alanı uygulamasından vazgeçilmekte ve “sandık çevresi” yeniden tanımlanmaktadır. Değişiklikle, gerekçede “seçim esnasında görev alan kişiler ile kurulların daha etkin görev yapmaları amaçlanmaktadır” deniyor.

 

Ancak, bu madde ile polis ve asker, sandığın bulunduğu odanın kapısına kadar getiriliyor. Sandıktan siyasi parti temsilcileri uzaklaştırılırken başına iktidarın memurları, kapısına ise kolluk kuvvetleri konuluyor.

4- Bir önceki maddeyi tamamlayan 298 sayılı Kanunun 82’nci maddesine göre; mevcut düzenlemede “kolluk güçleri sandık çevresine sadece sandık kurulu başkanı veya üyelerden birinin çağrısı” üzerine gelebilirken, yeni düzenlemeyle, “seçmenlerin ihbarı üzerine de kolluk güçlerinin sandık çevresine gelebilmeleri” öngörülmektedir. Buna göre, seçimde görevli kolluk güçleri dışında resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandıkların konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremeyeceklerdir. Aynı şekilde, sandığın konulduğu bina veya yapı ile bunların müştemilatına, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ile propaganda amaçlı yayınları taşıyanların giremeyecekleri, aksi halde uzaklaştırılacakları hüküm altına alınmaktadır.

Bu düzenlemeyle, polis ve jandarmanın seçim sandıklarının olduğu mahalle girmesine olanak sağlanıyor. Bu yöntemle, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da kolluk güçlerinin sandıklara müdahale etmesine olanak sağlanabilecektir. Her sandıkta AKP-MHP’liler tarafından ihbarlar yapılması halinde, polis/jandarma oy kullanma yerlerine girebilecektir. AKP veya MHP’li birinin sandık başında görevli muhalif parti temsilcilerini ihbar etmesi sonucu bu kişiler sandık başından ve çevresinden uzaklaştırılabilecektir.

 

SANDIK BAŞI HİLELERİNE AÇIK MADDE..

5-Kamuoyunda en çok tartışma yaratan ve geçen seçimde Yüksek Seçim Kurulunun skandal kararına meşruiyet kazandıran 298 sayılı Kanunun 98’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik: “Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.”

 

Yaklaşık 20 milyon civarında “yedek” oy pusulası ve zarfının dağıtıldığı seçimlerde, “mühürlü zarf” uygulaması kaldırılıyor. Böylece, “taşınabilir sandıklar” usulünün de getirildiği sistemde, sandıklara yüklenen oylar dışında. Zarfların içindeki oy pusulalarının da ister istemez sayım sırasında değiştirilebileceği kuşkusu doğuyor. Özellikle sandık başında diğer partilerin temsilcilerinin olmadığı ya da ihbar üzerine kolluk güçleri tarafından sandık başlarından uzaklaştırıldığı yerlerde bu tür hilelerin yapılması mümkün görülüyor.

 

 

 

OY PUSULALARINI OKUMA ZORLUĞU

 

6 – Buyrun en çok uyuşmazlık ve tartışma yaratacak bir değişikliğe daha: Maddeyle, 298 sayılı Kanunun 100’ üncü maddesinde yapılan değişiklikle “sayım döküm cetvelinde siyasi parti ve bağımsız adaylara ayrılan sütunlardan sonra ittifakın ortak oyları için sütun ayrılması” hükme bağlanmaktadır. Beşinci fıkrada “zarftan çıkan oy pusulalarının önce ters çevrilerek seçim türüne göre tasnif edilmesi, sonra dokuzuncu fıkra uyarınca boş çıkan zarfların sayısı ile her seçim türüne göre eksik çıkan pusula sayılarının tespit edilerek sandık sonuç tutanağına işlenmesinden sonra oy pusulalarının okunmasına geçileceği” hükme bağlanmaktadır. Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde oy pusulalarının aynı zarfa konulması öngörüldüğünden, yedinci fıkrada “bu seçimlerde önce Cumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayım ve dökümünün yapılacağı” da hüküm altına alınmaktadır.12 inci fıkrada ittifak alanı içeresinde, “EVET” mührünün; bir siyasi partiye ayrılan alana veya hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne ya da ittifak unvanı bölümüne taşacak şekilde, bir siyasi partiye ayrılan alana basılması halinde, bu oy pusulalarının geçerli kabul edileceği ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretleneceği düzenlenmektedir. Ayrıca bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine “EVET” mührünün basıldığı her durumda da, oy pusulalarının geçerli kabul edileceği ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa işaretleneceği hüküm altına alınmaktadır.

 

Özellikle bu son fıkralarda dananın kuyruğu kopacağa benziyor. Çünkü bu madde ile evet mührünün çeşitli yerlere basılma durumuna ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Yetersiz ve karmaşık bir düzenleme söz konusu. Hem ittifaka, hem ittifak partilerinin hepsine ya da birden fazlasına evet mührü basanların oyunun sayılıp sayılmayacağı belli değil. Bu duruma göre iptal edilmesi gerekir. Ama açık bir hüküm yok. Kararı Yüksek Seçim Kuruluna da bırakmamak gerekiyor. Seçim türü değiştiği için sadece ittifak bölümüne basılan EVET mührü ikisine de mi sayılacak. İkisine de sayılırsa bir seçmen iki oy kullanmış sayılmayacak mı? Değilse, kime sayılacak. Veya “ittifak” yapılıyor diye her iki partiye EVET basılırsa ikisine de sayılacak mı? O zaman bir seçmen iki oy hakkına sahip olmayacak mı? Anayasanın “eşit oy” ilkesine aykırı olmuyor mu? Kanımızca, örneğin iki partili bir ittifakta, sadece ittifaka 'EVET' diyen ile iki partiye de 'EVET' basılan pusula arasında iradi nitelik farkı olmamasına rağmen bu oylar iptal edilmelidir. Ama Yüksek Seçim Kurulunun ne yapacağı belli olmaz. Onu şimdiden bir karar vermeye ve açıklama yapmaya zorlamakta yarar var.

 

SEÇİME ŞAİBE DÜŞÜRECEK BİR MADDE DAHA

 

7 – 298 sayılı Kanunun 101’inci maddesinde yapılan değişiklikte; “üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan birleşik oy pusulalarının geçersiz sayılacağı” hükme bağlanmıştır. Ancak, sandık kurullarının zaman zaman sehven oy pusulalarını mühürlemedikleri bilindiğinden, Yüksek Seçim Kurulunun daha önceki skandal kararına meşruiyet kazandırmak amacıyla, “oy pusulalarının sahteliğinin iddia edilmemesi ve yetkili seçim kurulları tarafından gönderildiği hususunda şüphe bulunmaması halinde, sandık kurullarınca sehven mühürlenmemiş pusulaların geçerli sayılması” hükme bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasına eklenen bentle, “yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve filigranı bulunan ve sandık kurullarının ihmali sonucu arkası mühürlenmeyen oy pusulalarının geçerli sayılacağı” hükme bağlanmaktadır.

 

Böylece, Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunması nedeniyle yetkili seçim kurulları tarafından gönderildiği hususunda şüphe bulunmayan oy pusulalarının, sadece sandık kurulunun ihmaliyle mühürlenmemesi, bu oy pusulalarını geçersiz kılmayacaktır. Bunun anlamı, kullanılmış oyların değiştirilmesi ve dışarıdan oy getirilerek boş oy pusulasının dışarıya çıkarılmasının mümkün olmasıdır. Böylece, yine Anayasaya aykırı olarak zarfların mühürlenmesi, seçim güvenliğini resmen tehlikeye atıyor. Böylece hayır oyu verilmiş zarflar, sayım sırasında evet oyları ile değiştirilebilecektir. Özellikle sandık başında diğer partilerin temsilcilerinin olmadığı ya da ihbar üzerine kolluk güçleri tarafından sandık başlarından uzaklaştırıldığı yerlerde bu tür hilelerin uygulanması mümkün olacaktır. Oy pusulası ve zarflar seçmen sayısından fazla basılmaktadır. Fazla basılan oy pusulası ve zarfların geri sayımı yapılmamaktadır. Bunların kaçının hilede kullanıldığı bilinmemektedir. O zaman ya artık fazla oy pusulası ve zarf basılmamalı ya da mühürsüz oylar geçersiz sayılmalıdır.

 

ANAYASAYA AYKIRI VE BULMACA GİBİ!

 

8- Nihayet Anayasaya aykırı olarak değiştirilen 2839 sayılı Kanunun 29’uncu maddesinin birinci fıkrası şöyle: “Ancak aynı ittifak içerisindeki siyasi partilerin her birinin geçerli oyu; ittifakı oluşturan siyasi partilerin o seçim çevresinde tek başına aldıkları oy sayısına, ittifakın ortak oylarından gelen payın ilave edilmesiyle elde edilir. İttifak yapan her bir partiye ortak oylardan gelen pay; ittifak yapan siyasi partilerin tek başına aldıkları oyun bu partilerin toplam oyuna bölünmesi ile elde edilen katsayının ittifakın ortak oyu ile çarpımı sonucu elde edilir.”

 

Anladınız mı? Maddeler ne kadar anlaşılmaz olursa, o kadar istenen şekilde uygulama alanı bulur. Anladığımız kadarıyla durum şu: Şöyle açıklayalım. Örneğin bir il ya da ilçede AKP-MHP İttifakı 200 oy aldı. Bunlardan 70’i AKP, 30’u MHP.  Kalan 100’ü ortak oy olsun. Ortak oylar oranlı olarak 70 ve 30 olarak paylaşılacaktır. AKP 140, MHP 60 olacaktır. Oysa, belki ortak yüz oyun 90’ı AKP’li seçmen tarafından verilmiş; 10 tanesi MHP seçmeni tarafından. Bu durumda 20 oy AKP’den MHP’ye kaymış oluyor. Halbuki seçmenin gerçek iradesi bu olmayabilir. Bu, seçmen iradesine aykırı oy kaydırması oluyor. Bu da belki MHP’nin orada bir milletvekili çıkarmasına engel olacaktır. Veya tersi de olabilir; AKP’nin bir milletvekili çıkarması söz konusu olabilir. Bu madde ile ilgili başka bir felaket daha yaşanabilir. Varsayalım ki, CHP bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine gitti ve AYM maddeyi iptal etti (o da ederse…).Çünkü, ortak oyların paylaşılması usulü seçmen iradesi ilkesini ve Anayasayı ihlal ediyor. Bu durumda, 2019 Mart ayında yapılacak yerel seçimlerin nasıl olacağı gibi büyük bir sorun ortaya çıkacaktır.

 

En iyisi, İTTİFAK altında yazılı partilere her seçmenin ayrı ayrı kendi partisine oy vermesi ve sonuçta önce tüm oylar toplanarak barajı geçme halinde kazanılan milletvekillerinin D’Hondt sistemine göre paylaşılması…

 

Bugüne kadar demokrasimizde belki göğsümüzü kabartarak övüneceğimiz tek husus “yargı denetiminde gerçekleşen” şaibesiz seçimler olmuştu. Geçen seçimlerde başlayan Yüksek Seçim Kurulunun skandal kararının devam etmemesi, demokratik ülkeler karşısında yine övüneceğimiz bir “yargı denetiminde şaibesiz seçim” temennisiyle…

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede da...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) Başkanı Mehmet Ali Susam, ikincisi düzenlenen Ege Ekonomik Forum süresince Ege ekonomisinin ve potansiyelinin Türkiye’nin gündemi...

GÖZLEM, bu soruyu siyasetin duayenlerine ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Rusya ve Ukrayna, bir kez daha savaşın eşiğinde... Rusya’nın üç gemisine el koyduğu Ukrayna seferberlik ilan etti ve Rus Ordusu bölgeye ilave S-400’ler sevk etti. Geri...

GÖZLEM, “AK Parti’nin adayları belli, CHP – İYİ Parti ittifakı kimleri aday göstermeli sorusunun cevabını uzmanlardan aldı, işte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test