Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Afrin tamam; sıradaki Münbiç mi, Sincar mı?

23.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Mehmet Dönmez: “Milletin ordusuna olan güveni tazelendi”Soner Aydın: “TSK önemli bir aşama kaydetti”

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile beraber 20 Ocak'ta başlattığı Zeytin Dalı Harekatı'nda Afrin kent merkezinde kontrol tamamen sağlandı. Yürütülen harekat, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 103'üncü yıl dönümüne denk geldi ve kutlandı.

Sivillere zarar verilmemesi için azami hassasiyetin gösterildiği harekat sırasında, TSK jetlerden sivil halkın bölgeyi güven içinde terk etmesi için Arapça ve Türkçe bildiriler attı. Bildirilere şu cümleler yer aldı: "Değerli Afrinli Kardeşlerimiz, PKK/PYD/YPG/DEAŞ terör örgütleri yıllardır size ve bize maddi ve manevi zararlar veriyor. Sizleri evinizden, yurdunuzdan, sevdiklerinizden mahrum ettiler. Teroristlere dur demenin zamanı geldi. Tek hedefimiz size eziyet eden terör örgütleridir. Teröristlerden, terörist mevzi ve barınaklarından uzak durun. Sizi ve çocuklarınızı kalkan olarak kullanmalarına izin vermeyin. Afrin'den ayrılmak isteyenler, TSK'nın garantisi altında olacaklardır. Teröristler tarafından zorla silah altına alınanlar; sizler de en kısa zamanda silahlarınızı bırakın, evlerinize dönün. TRT radyosunu dinleyin."

Bildirilerin ardından Afrin'deki siviller, kentin güneydoğusundan açılan koridorla bölgeyi güvenli bir şekilde terk etti. Sivillerin Afrin'den ayrılmasının ardından da TSK ve ÖSO operasyon için harekete geçti.

 

Sözde kanton binasına Türk Bayrağı

2 bin 300 kilometrekarelik alana sahip Afrin'in kuşatılan şehir merkezine yönelik başlatılan operasyonda, TSK ve ÖSO’lu savaşçılar zılgıtlarla ve sevinç gösterileriyle karşılandı. Harekatla birlikte Türkiye'ye roketli ve füzeli saldırılar engellenirken, bölge sakinleri de teröristlerin zulüm ve baskılarından kurtarıldı. Sözde Afrin kantonu yönetim binası ile kentin her yerinden görülen hakim noktasına Mehmetçik tarafından törenle Türk bayrakları çekildi.Bir Türk askeri, "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü'nde Türk milletine ve yüce şehitlerimize armağanıdır" dedikten sonra ÖSO unsurları, silahlarıyla havaya ateş açarak kutlama yaptı.

Peki harekatın seyri bundan sonra ne olacak? Sıra Münbiç'te mi, İdlip'te mi yoksa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği gibi PHH yuvası olan Sincar’da mı? Yoksa, bir süre yeni gelişmeler mi beklenecek? Gözlem merak edilen bu soruları uzmanlara sordu; İşte uzman yorumları...

 

"MİLLETİN ORDUSUNA OLAN GÜVENİ TAZELENDİ"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi):Silahlı Kuvvetlerimizin Afrin'de sağladığı başarı ve kontrol ülkede coşku ve mutlulukla karşılanmış, milletin ordusuna olan güven ve sevgisi tazelenmiştir. Bundan sonra ne olacağı ise belirsizliğini korumaktadır. Türkiye Münbiç'e ve hatta Fırat'ın doğusuna doğru doğru YPG/PKK unsurlarıyla mücadelesini sürdüreceğini açıklarken, ABD Savunma Bakanlığı Münbiç'ten çekilmeyeceklerini açıklamıştır. Dışişleri Sözcüsü Nauert de Münbiç konusunda bir anlaşma olmadığını söylemiş, Afrin'den gelen yağma haberleri üzerine endişe duyduklarını açıklamıştır. Afrin'deki birliklerin gösterdiği azami özene rağmen, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad El Hüseyin çok sayıda sivilin öldüğü iddiasında bulunmuştur. Bu iddia uluslararası alanda taraftar bulmuş ve Merkel dahi harekatı kınadığını ifade etmiştir. Öte yandan BAE, Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve Ürdün'ün 2015'te Kızıldeniz'de yaptığı bir toplantı açığa çıkmıştır. Bu toplantının amacının Türkiye'nin bölgedeki nüfuzuna karşı ABD'nin desteğini almak olduğu bildirilmiştir. Nitekim Trump'ın seçildikten sonra bölgeye yaptığı ziyaret hatırlanırsa bu girişimin niteliği daha iyi anlaşılır.

ABD'nin bölgedeki temel amacı İsrail'in güvenliğinin korunması, İran'ın baskı altında tutulması ve Suriyedeki doğal kaynaklardır. Hal böyleyken ABD'nin Türkiye'nin istekleri ve çıkarları doğrultusunda bir politikayı benimsemesi söz konusu olamaz. Önemli bir gelişme Rusya'nın YPG hakkında terörist suçlamasında bulunması ve eylemlerini DAEŞ'in eylemlerine benzer nitelikte gördüğünü açıklaması olmuştur.

 

TSK ÖNEMLİ BİR AŞAMA KAYDETTİ”

Soner Aydın (Emekli Albay): Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Zeytin Dalı Harekâtı ikinci ayını doldurmadan askeri hedefine büyük ölçüde ulaşmıştır. Afrin bölgesinde barınan 11-12 bin kadar teröristin yaklaşık 3.700 kadarı (üçte biri) iki ayda etkisiz hale getirilmiştir. Savaş kurallarına göre kuvvetinin üçte birini kaybeden tarafın mevzilerinde tutunabilmesi ve savaşı kazanması mümkün değildir, savaşa devam etmesi halinde bütünüyle imha olması kaçınılmazdır. Bu nedenle teröristler Afrin şehir merkezinde barınamamışlar, müttefiklerine ait bütün kanıtları (silah, mühimmat, makine, teçhizat ve malzemeyi) bırakarak kaçmak zorunda kalmışlardır. Harekât; planlama, icra, taktik ve teknik açıdan da önemlidir. Ağır mevsim koşulları, arazi yapısı, teröristlerin savunmada kullandıkları teknik araç, gereçler ve tahkimli mevziler dikkate alındığında; bu engelleri aşmak için uygulanan yöntemlerin başarısını görmemek mümkün değildir. Harekâtın başarısında, kullanılan modern savaş teknolojisinin de (insansız hava aracı (İHA), silahlı insansız hava aracı (SİHA), Dron ve eşek arısı olarak adlandırılan mini dronlar) etkisi büyüktür. Sonuçta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz teröristlerin 25-30 yıldır barındığı Afrin terör üssünü kontrol altına alarak terörle mücadelede önemli bir aşama kaydetmiştir.

Afrin şehir merkezine girilmesinin ardından batı medyasında yayımlanan “ÖSO görüntülü” yağma olayı kuşkusuz rahatsız edicidir. Türk Askeri; yağma ve talana asla müsaade etmez, tevessül ve tenezzül de etmez. Buna rağmen, özellikle ÖSO gibi yerel unsurlarla birlikte icra edilen böyle bir harekatta, dikkatlerin düşmana ve onun tuzaklarına yoğunlaştığı bir aşamada, maalesef bu tür kontrolsüz davranışlarla karşılaşılabilmektedir. Ayrıca terör örgütünün taktik ve yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda, provokasyon maksatlı benzer olaylara karşı da dikkatli olmak gerekmektedir. Ben Silahlı Kuvvetlerimizin her türlü provokasyona karşı hazırlıklı olduğuna ve en kısa zamanda bütün zararları telafi edeceğine eminim.

Afrin harekâtı, PKK terör örgütüyle mücadelemizin bir aşamasıdır. Bu aşamada sadece PKK’yla değil, onun küresel destekçileriyle de mücadele edilmiştir ve mücadele henüz bitmemiştir. ABD’nin “Münbiç’ten çıkmayacağız”, Almanya’nın “Afrin’in kontrolünü artan endişeyle izliyoruz” şeklindeki açıklamaları, ilerleyen dönemde işimizin daha zor olduğunu göstermektedir. Bunlara ilave olarak; Cumhurbaşkanı’nın ve Dışişleri Bakanı’nın “mayıs ayında Irak’ın kuzeyindeki Sincar bölgesine Irak Merkezi Yönetimiyle müşterek operasyonlar icra edileceğini” ifade etmelerinin ardından, Irak Dışişleri Bakanı İbrahim El Caferi’nin “bunu reddettiklerini” açıklaması ve geçmişte PKK’ya karşı birlikte mücadele ettiğimiz IKBY Başkanı Barzani’nin bile Afrin için üç günlük yas ilan ederek tarafını belirlemesi; PKK terörüyle mücadelemizde yanımızda kimsenin olmadığını göstermektedir. Bu koşullarda, muhtemel hareket tarzımızın ve Münbiç’in durumunun masada belli olacağı görünmektedir.

İdlib, halen Suriye rejim muhaliflerinin kontrolündedir. Afrin harekatının ardından bu bölgeye müdahale edilmesinin PKK’yla mücadelede bir yararı olmayacağı kanaatindeyim. Ancak, Rusya ve Suriye yönetimiyle müşterek hareket edilmesi halinde farklı bir stratejinin ortaya çıkması da muhtemeldir. Bu konuda şimdilik bir emare dikkat çekmemektedir.

Bundan başka; PKK terör örgütü 2015 yılından bu yana ABD’nin desteğinde Kandil’den büyük ölçüde ayrılarak Irak’ın Sincar bölgesine yerleşmiştir. Sincar; Musul’un doğusunda, Irak-Suriye sınırında, dağlık bir bölgedir ve 2.000-2.500 kadar PKK’lı terörist burada barınmaktadır. Nüfusunun büyük çoğunluğunu Yezidi’ler oluşturmaktadır. Bu bölge, Suriye’de Fırat’ın doğusuna yapılacak bir harekatta PKK’ya önemli avantaj sağlayabilecek bir bölgedir. Bu nedenle Fırat’ın doğusuna müdahale edilecekse, önce bu bölgenin kontrol altına alınması önemlidir. Ancak; Irak Merkezi Yönetiminin tavrı ve Yezidi’lerin Türkiye’nin yanında yer alıp almayacağı konusu durumu zorlaştırmaktadır. Sorunun çözümü; Türkiye’nin diplomatik başarısı ve bölge ülkelerinin birlikte hareket etmesiyle mümkün görünmektedir.

(GÜLÇİN KARAEGEMEN SOYLU)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede da...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) Başkanı Mehmet Ali Susam, ikincisi düzenlenen Ege Ekonomik Forum süresince Ege ekonomisinin ve potansiyelinin Türkiye’nin gündemi...

GÖZLEM, bu soruyu siyasetin duayenlerine ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Rusya ve Ukrayna, bir kez daha savaşın eşiğinde... Rusya’nın üç gemisine el koyduğu Ukrayna seferberlik ilan etti ve Rus Ordusu bölgeye ilave S-400’ler sevk etti. Geri...

GÖZLEM, “AK Parti’nin adayları belli, CHP – İYİ Parti ittifakı kimleri aday göstermeli sorusunun cevabını uzmanlardan aldı, işte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test