Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Cumhur İttifakı erken seçime hazır, muhalefet ne yapacak?

20.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek olan seçimle ilgili kararın Meclis’ten çıkmasından hemen sonra, bu soruyu uzmanlara sordu; işte cevapları..

Erken seçim çağrısı yapan MHP lideri Devlet Bahçeli'yle görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP yetkili kurullarıyla da bir araya geldikten sonra erken seçim ilan etti. Seçmenler, 24 Haziran'da cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmek için sandık başına gidecek.

Erken seçime gidebilmek için anayasa değişikliği gerekmiyor, ama kararın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanması şart. Erken seçime gidilmesinin kabulü için önergeye 276 milletvekilinin onay vermesi yeterliydi ve Cuma günü Meclis önergeyi kabul etti.

Erdoğan’ın seçim tarihini açıkladığı saatlerde TBMM Genel Kurulu’nda, OHAL’in 7. kez uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi görüşülüyordu. Tezkerenin kabul edilmesiyle OHAL, 19 Temmuz’a kadar uzatıldı. Bu durumda Türkiye, 16 Nisan’da yapılan referandum gibi seçime OHAL koşulları altında gidecek. Erdoğan’ın, baskın seçim kararında “muhalefet partilerinin ittifak arayışları ve ortak cumhurbaşkanı adayı belirleme çalışmalarına fırsat vermeme amacının yattığı” kaydediliyor. AKP – MHP ittifakı, uyum yasalarını da Meclis’ten birkaç gün içinde çıkaracak.

 

Amaç muhalefetin işini zorlaştırmak

 

AKP’nin, Bahçeli’nin 26 Ağustos önerisine karşı 24 Haziran’da seçim kararı almasının altında birkaç noktada süreci lehine çevirme hedefinin yattığı belirtiliyor. Baskın seçimle, muhalefet partilerinin uzun süredir belli olan AKP-MHP bloğuna karşı ittifak arayışları ile cumhurbaşkanlığı seçimi için olası ortak aday belirleme çalışmalarına süreyi kısaltarak fırsat tanımamış olacak. Yeni çıkarılan ittifak yasasına göre, YSK’nin seçim takvimini ilan ettiği günden itibaren 7 gün içinde ittifak yapan partilerin bir protokolle YSK’ye başvurması gerekiyor. Meclis’in seçim kararını alması durumunda YSK’nin en geç gelecek hafta ortasında seçim takvimini başlatması bekleniyor. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçiminin yerel seçimden önce yapılmasıyla hem AKP ve MHP ittifakında olası krizler önlenecek hem de bölgede kayyumların olduğu belediyelerle genel seçime gitmenin avantajı kullanılacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) propaganda ve seçim kurallarını belirleyecek ve kampanyalar başlayacak. YSK ilan edilen seçim tarihine göre seçime gidecek partilerin belirlenmesi, adayların ilanı, seçmen kütüklerinin yenilenmesi, il ve ilçe seçim kurullarının belirlenmesi, oy pusulalarının bastırılması hazırlığına başlıyor.

 

YSK, dokuz partiyi açıklamıştı

 

YSK'nın 298 sayılı 'Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun' ile 2820 sayılı 'Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddelerine göre, 1 Ocak'tan en az 6 ay öncesi itibarıyla illerin en az yarısında teşkilat kurdukları ve büyük kongrelerini yaptıkları saptanan partilerin seçime girebileceğini duyurdu. Bu partilerin de AKP, Bağımsız Türkiye Partisi, BBP, CHP, DP, HDP, MHP, Saadet Partisi ve Vatan Partisi olduğu belirtildi.

 

İyi Parti konusunda “teşkilatlanma ve ilk genel kurul konusunda çeşitli görüşler var” ve tartışılıyor. Bu konuda Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı bekleniyor. İyi Parti yöneticileri “Seçimlere girmememiz için bir engel yok” diyorlar, ne var ki AKP ve MHP kanadından “farklı” açıklamalar geliyor.

Cumhurbaşkanlığı için TBMM'de grubu bulunan siyasi partiler aday gösterecek. TBMM dışından aday gösterilenler için ise 100 bin imza gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda adayların hiçbiri yüzde 50'ye ulaşamazsa en çok oyu alan iki aday ikinci tura kalacak. İkinci turda da en yüksek oyu alan isim 5 yıl için  Cumhurbaşkanlığı koltuğuna otıracak. Cumhurbaşkanı en fazla iki defa seçilebilecek. Yeni anayasaya göre, meclisteki milletvekili sayısı da 550'den 600'e çıkarıldı. Yeni düzenlemede Ankara'da seçilecek milletvekili sayısı 32'den 36'ya, İstanbul'da seçilecek milletvekili sayısı da 88'den 97'ye yükseldi. Antalya'nın çıkaracağı milletvekili sayısı 2, Adana'nın 1, Bursa'nın 1, Aydın'ın 1, Denizli'nin 1, Diyarbakır'ın da 1 arttı.

 

 İttifak planları

 

Erken seçimler, 2017 referandumuyla kabul edilen yeni anayasanın da resmi olarak yürürlüğe girmiş olması anlamına gelecek. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olurken, başbakanlık makamı da kalkacak. Partisiyle ilişiği kesilmeyecek cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi olacak.

Cumhurbaşkanının yetkilerinin genişlemesiyle siyasi partiler de hesaplarını 'başkanlık' ve milletvekili seçime göre yapıyor. MHP ile AKP  seçime “Cumhur ittifakı” ile giriyor. Devlet Bahçeli, defalarca partisinin Cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini ve Erdoğan'ı destekleyeceklerini açıklamıştı.

Referandumda “Hayır” diyen siyasi partilerin cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda kendi adaylarını çıkarması, ikinci turunda da en fazla oy alan partinin adayını desteklemeleri bekleniyor.

 İYİ Parti lideri Meral Akşener 2017 Aralık ayında Cumhurbaşkanlığı'na aday olacağını açıklamıştı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, Mart ayındaki açıklamasında Cumhurbaşkanı adayları için "Yıpranmamış kişiler arasından seçilmesi lazım. Kafamızda birden fazla isim var" demişti. CHP’den gelen son haberlere göre, Kılıçdaroğlu aday gösterilmesi ihtimali giderek artıyor.

Tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, erken seçim çağrısı sonrası partisinin "seçime hazır" olduğunu söyledi. Demirtaş'ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, "Siyasi yasaklı olsam da olmasam da aday olsam da olmasam da HDP ve şahsım, cumhurbaşkanlığı seçiminde çok iddialıyız ve sonucu kesinlikle bizim tutumumuz belirleyecek" dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu da Nisan'da BBC Türkçe'ye verdiği mülakatta, cumhurbaşkanı adaylarını seçim tarihi belli olduğu zaman açıklayacaklarını söylemiş, ittifak arayışı için şartları konusunda da "Cumhurbaşkanı kesinlikle kanunların üstünde olmamalı. Adalet bağımsız olmalı" demişti.

 

“AKP VE MHP KENDİLERİNİ KURTARMAK İSTİYOR”

 

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) – Bu seçim sürpriz değil. Referandumdan sonra erken seçimin olacağını ısrarla iğneledim. O nedenle seçim kararına şaşırmadım. Bu seçim Türkiye'nin sorunlarını çözmeye yönelik bir seçim değildir. Aksine Türkiye'nin sorunları yoğunluk kazanarak artacak ve devam edecektir. Bu seçim ittifak yapan AKP ile MHP'nin kendilerini kurtarmak için ortaya koymuş oldukları bir icraattır.  Aylar öncesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında AKP'nin devamlı kan kaybettiği görülüyordu, devamlı kan kaybeden bir siyasi parti olarak tedbir almayı düşündü ve erken seçimi yaptı. MHP'nin varlığı yokluğu bir, ayakları üzerinde kalma imkanı yok, dizlerinin üzerinde bile duramıyor. İttifakı da onun için yaptı. Bugüne kadar yapılanlardan seçmen mutlu ise; erken seçime karar alanların lehine bir seçim olacaktır... Ama geçen süre içinde vatandaş yanlışların, hataların idraki içindeyse, seçim 'seçimi isteyenlerin' lehine sonuçlanmayacaktır. Burada diğer önemli bir konu ise; YSK'nın sandık güvenliğini korumak için hassasiyeti ne olacaktır? Çünkü daha önceki seçimde mühürsüz zarfların geçerli olabileceğine karar verildi. YSK bu defada hiç aklımıza gelmeyecek bir yanlışlığı mubah görecek, yasaya uygun mu diyecek bilmiyoruz. Seçime giren partiler sandığa sahip olma açısından demokrasi mücadelesi vermeye mecburlar. Türkiye'nin kaderini yüzde yüz etkileyen bir seçim olacak. O nedenle seçmenin Türkiye'nin yarınlarını düşünerek oy kullanması gerekmektedir. Türkiye'nin çağdaş kalması konusunda vatandaşın hassasiyeti devam ediyorsa eğer, o istikamette oyunu kullanmalı.

 

“İKİ PARTİ, KONTRATI KAZANMAK İÇİN YAPTILAR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı) – “Burası Türkiye, her şey olur. Ayıplı bir demokrasimiz var. İktidar kendi iktidarının devamı için neyi uygun görüyorsa yapmaya çalışıyor. Kendilerine haksız oy temin edecek ortamları bulmaya oluşturmaya çalışıyor. Normal demokratik ülkelerde bu kadar sıkıştırılmış takvimde seçim yapılmaz. Netlik yok, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili düzenleme daha netleşmemiş. Ayıplı bir demokrasi içinde bulunduğumuz ortada. Ayıplı demokrasi aynı zamanda ayıplı ekonomiyi, ayıplı yargıyı, ayıplı kurumları getirir. Tam demokratik zemini sağlamayan OHAL ortamında yapılan seçim etik seçim değildir. AKP’nin eylemlerine bakın akşam söyledikleriyle sabah söyledikleri arasında büyük bir çelişki var. Umarım seçmenler bu çelişkileri görür ve ona göre tercihlerini yaparlar. Yoksa Türkiye dünyadaki hem demokrasi hem insan hakları sınavından uzaklaşır. Böyle bir ortamda yapılan seçim sonucunda göreve gelen iktidar bunları devam ettirirse vay halimize.

Bu sabır isteyen bir süreçtir. Muhalefetin dağınıklıktan kurtulup birlikte hareket etmesi gerekir. Seçimle ilgili çalışmayı kim yaptı, kim karar verdi. TBMM mi karar verdi? Hayır. TBMM, yukarıdakinin işaretiyle hareket ediyor. Kabul edilen anayasa bir yıl içinde iflas etti. Anayasayı yaptınız, geçiş sürecini 3 Kasım 2019 olarak siz koydunuz. Anayasadaki düzenlemeler hayata geçmeden 16 ay önce seçim yapıyorsunuz. Meclisin üzerinde bir partinin iktidarı içinde çalışan cumhurbaşkanı, o milletin birlik beraberliğini sağlayabilir mi? AKP 2002 yılında kendisine tuzak kuranlara karşı mücadele etti ve iktidara geldi. Kendisine tuzak kuranlar baraj altında kaldı. Şimdi kendisi tuzak kuruyor.

Halk değişmedikçe, irade değişmedikçe bugünkü tablonun değişmesi çok zor görünüyor. İki parti bu kontratı kazanmak için yaptılar. Türkiye için yapılan bir şey değil. Halk bunları görüyor. Tuzaklarla haksız oy teminiyle ilgilenen bir siyaset var. Böyle bir seçimin galibi çok zor. Umudu muhafaza etmek durumdayız, sabırla çalışmak gerekiyor. Doğruyu hakkı, adaleti söylemek gerekir. Ayrışmadan hareket etmeliyiz. İktidar halkı ayrıştırmak için çabalıyor. Kötü yönetiliyoruz. Bu kötü yönetim seçim sonucuna da yansıyacak. Etik değerler yine ayaklar altına alınacak. Umarım ki halkın kalbi iyilere güzelliklere doğruya doğru yönelir.

İYİ Parti’nin seçime girip girmeyeceği konusunda tereddütler var. Bazıları seçime giremeyeceğini söylüyor. Meral Hanım seçime gireriz, kurucular kurulunun yaptığı toplantının 1. genel kurul olduğunu söylüyor. Karşı taraf ta ‘seçilmiş delegelerle yapılan toplantı 1. olağan genel kuruldur diyorlar. İYİ Parti seçime girmezse Meral Hanım Cumhurbaşkanlığına aday olsun. Çok güvendiği ve parlamenter sisteme inanan kişileri de başkan yardımcısı ilan etsin. 100 bin imzayla aday olsun. Milletvekilliğine de hiç kimse aday olmasın. Türkiye’nin en büyük sorunu sistemdir. Başkanlık sistemi Türkiye için dayanılmaz bir sistemdir. Hükümet seçimleri 16 ay öncesine aldı. Bu seçimden sonra da Türkiye 1 yıl dahi yürüyemeyecektir. Türkiye’nin yürümesi için en ideal sistem parlamenter sistemdir. Meral Hanım sadece Cumhurbaşkanlığına aday olsun. Halka bu sistemin kalkacağına dair güven versin.”

 

 

 

“SEÇİM STRATEJİSİ İYİ YÜRÜTÜLMELİDİR”

 

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı) – Cumhurbaşkanı Erdoğan kendi açısından doğru yaptı. Türkiye'de birçok sebepten ekonomi sıkıntılı. Tüm bunların getirdiği sıkıntılar için birtakım tedbirlerin alınması lazım. Buna 'acı reçeteler' denir. Bunların uygulanması da halk kitlelerinde hoşnutsuzluk meydana getirir. Dolayısıyla ne kadar gecikirse, sıkıntı o kadar büyür.

Bir sene sonra yapılacak olan seçimde ya ekonomi tamamen çöker ya da bir takım önlemler alınır. O önlemler de halkın canını acıtır. Dolayısıyla bir an önce seçim yapılması kendileri açısından doğrudur. Türkiye açısından da doğrudur.  Türkiye bu nedenlerle biran önce 'baskın seçime' gidiyor. Kamuoyu yoklamalarında iktidar partisi ve sığınmacı Devlet Bahçeli'nin oyları cumhurbaşkanlığı seçimi için yeterli görülmüyor.

 Ama bu iki ay içinde birçok şey değişebilir.  Halkın hoşuna gidecek işler yapacaklar. Seçim ekonomisi uygulayacaklar. Ben  'ortada' bir seçim görüyorum. Kesin olarak 'kaybedecekler' ya da 'kazanacaklar' diyemem. CHP'nin bu süreci nasıl yöneteceği önemli. Ben de bu iktidara ve bilhassa Devlet Bahçeli'ye karşıyım ama karşı olmam hayalci olmamı gerektirmez. “Bunlar gidecek, Türkiye kurtulacak” demem, diyemem... Ortada bir durum görüyorum. Kim daha iyi bir seçim süreci yönetirse, o kazanacaktır. İyi yürütülen bir seçim stratejisi ile netice alınabilinir.

 

“EKONOMİ İÇİN KÖTÜ BİR SONUÇ KAÇINILMAZDIR”

 

İ. Burak Oğuz (Mali Müşavir) – “Anayasamıza göre 4 yılda bir yapılmakta ola millet vekili seçimleri Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle 5 yılda bir cumhurbaşkanı ile birlikte aynı gün yapılacak.Yeni düzenlemeye göre Kasım 2019’da yapılması planlanan seçimler, alınan karar ile 24 Haziran 2018 tarihine çekildi. Erken mi, baskın mı? Adı ne olursa olsun, seçim seçimdir.

Siyasetin ve ülkenin gündemi bir anda seçim oldu, çarşıda pazarda, kahvelerde bakkalda herkes seçim konuşuyor. Doğruydu, yanlıştı, erkendi, baskındı… Millet konuşa dursun 60 gün sonra sandık önümüze konulacak ve 25 Haziran sabahı -öyle ya da böyle- yepyeni bir Türkiye’ye uyanacağız.

Seçim kararı alınmasında ekonomik nedenler gösterilse de tamamen siyasi bir karar olduğu su götürmez. Bu kararın ekonomi üzerinde etkileri olacağı da hiç şüphesiz.

Öncelikli olarak, uzun zamandır finans piyasalarını ve yatırımcıları tedirgin eden belirsizlik ortadan kalktı. Kaynayan bir coğrafyanın tam merkezinde olan Türkiye için seçimler normal zamanı olan 19 ay sonra yapılacak olsaydı; git gide belirsizleşen ortamda ne piyasalar yatışır ne de ne de yatırımlar yapılırdı. Seçim kararı ile bu süre 66 güne indirilerek – seçim tarihi- belirsizliği ortadan kalkmıştır. Bu yönüyle gerek finans piyasaları gerekse iş dünyası kararı olumlu karşılamıştır. 

Seçim ekonomileri bütçeleri olumsuz etkiler. Kesenin ağzı açılır, tavizler başlar ve “mali disiplin” bozulur. Zaten ciddi bir bütçe açığı veren Türkiye ekonomisi için bu durumun daha da kötü sonuç doğurması kaçınılmazdır. Seçime giden sürenin kısa olması, mali disiplindeki muhtemel bozulmayı sınırlandırması açısından olumludur.

Bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım. Seçimler neden zamanında yapılmıyor? Demek ki işler yolunda gitmiyor! Daha dün “1 dolar eşittir 1 lira” diye manşetler atılırken bugün 1 dolar 4 lirayı geçmiş durumda. Tüm baskıya rağmen faizi düşüremiyorsunuz! Enflasyon çift haneye demirlemiş durumda. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş desteklere rağmen işsizlik düşmüyor. Tamam, 7,4 büyüdük büyümesine de neden vatandaş, esnaf ve KOBİ’ler bunu hissetmiyor. Büyüyen kim ya da kimler? Bu kadar büyümeye rağmen Türkiye’nin devasa holdingleri neden borç yapılandırması istiyor! Demek ki kazın ayağı öyle değil. Demek ki görünen ile görünmeyen bir değil! Alınan seçim kararı “seçim tarihi” üzerindeki belirsizliği kaldırması yönü ile olumlu karşılanmıştır. Ancak, adeta “yangından mal kaçırırcasına” alınan bu karar, işlerin kötü gittiğinin de tescilidir.

Seçimler, demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Seçimin demokratik olup olmadığı üzerindeki tartışmalar, seçim sonuçlarına gölge düşürür ve beklenen ekonomik gelişmeler üzerinde olumsuz etki yaratır. Yatırımcı, para kazanmak ister ama parasını yatıracağı yerin de güvenli olmasını ister. Güven, başta evrensel demokrasi ve hukuk değerleri üzerine bina edilir. OHAL ortamında yapılan bir seçim ve bazı siyasi partilerin seçime giremeyecek olması özellikle uluslararası yatırımcılar açısından demokratik ortamın olmadığı eleştiri ve endişelerini de beraberinde getirecektir.

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kriz yok” açıklamalarına rağmen ekonomik kriz her sektörü derinden etkilemeye devam ediyor. Her gün peş peşe konkordato ilanları...

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. Neredeyse her ilden Suriyelilerle “kavga” haberleri geliyor.

Pastör Andrew Brunson ve Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkolosluğuna giren ama çıkmayan Cemal Kaşıkçı olayları, cüsselerinden kat be kat büyük gelişmelerin habercisi ol...

Piyasalardaki durgunluk ile enflasyonist ortamın aynı anda yaşanmasına ekonomistler “Stagflasyon” diyor. Tek başına enflasyondan veya yine tek başına resesyondan daha ...

Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecek olan “Washington Post gazetesi muhabiri Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki sır perdesi...

Türkiye gündeminin başına “iğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar” yerleşti. “Sıçrama yapan” hayat pahalılığına karşı, iktidar “dış güçler” argümanını kullanırken, be...

2004 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmayacağını aç...

Yazarlar
Website Security Test