Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Menbiç tamam, Kandil tamamlanıyor; neden 'şehit haberleri' bitmiyor?

22.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Soner Aydın (Emekli Albay) – “Kültürümüzde kahramanlık hikayeleri; savaşmak, dövüşmek, vuruşmak, şehit ya da gazi olmak ve ‘fetih’ kavramı üzerine kurgulanmaktadır. Ülkemizde bu kahramanlıklardan elde edilecek sonuçla pek de kimse ilgilenmemektedir. Düşman; sadece cephede askerin karşısındaki silahlı unsurdan ibaret görülmektedir. O silahlı unsurun arkasındaki güç kimsenin ilgi alanında değildir. Neredeyse 35 yıldır yıkıcı ve bölücü terör başta olmak üzere terörün her türlüsüyle mücadele ediyoruz. Kullanılan ifade her zaman "dağdaki son terörist ele geçirilinceye kadar terörle mücadelemiz devam edecek" şeklinde olmuştur. Oysa terörle mücadele sadece dağlarda terörist avlamaktan ibaret değildir. Ama mücadelenin taktik, stratejik ve uluslararası yönü kolay kavranabilir ve heyecan verici olmadığından; başta siyasetçilerimiz ve basınımız olmak üzere toplumun hamasi duygularından fayda sağlamak isteyen herkes işin heyecanlı tarafını kullanmaktadır. Son dönemde bölücü terörle mücadele; “fetih” kavramı üzerinden algı yaratma çabasına dönüştürülmüştür. Asıl yapılması gerekenler; terörün lider kadrosunun faaliyetlerini sınırlamak, finans kaynaklarını kurutmak, lojistik kanallarını kapatmak, uluslararası irtibatlarını ve ilişkilerini ortaya çıkarıp engellemek, kısaca teröristi eylem yapamaz duruma getirmek olması gerekirken, çok sayıda terörist öldürmeyi ve terör üslerini fethetmeyi büyük bir başarı gibi sunmaktayız. (Daha önceden ele aldığımız Fırat Kalkanı, Afrin ve İdlib harekatları; terör üslerinin genişletilmesinin, Suriye’ye yerleşmesinin ve stratejik hedefine ulaşmasının engellenmesi açısından çok önemli harekatlardır. Bu harekatlarla ilgili değerlendirmelerimiz çelişki olarak yorumlanmamalıdır.)

ABD’nin; Münbiç’in, Türkiye tarafından tek taraflı kontrol altına alınmasını arzu etmeyeceğini daha önceki değerlendirmelerimizde ifade etmiştik. Olması gerekenin; Münbiç ve Fırat’ın doğusunun PKK ve Suriye’deki uzantılarından tamamen temizlenmesi olduğunu da belirtmiştik. Bunun gerekçesini de “PKK ve Suriye’deki uzantılarının bölgeye yerleşmesinin engellenmesi, Suriye’de Irak’ın kuzeyindeki gibi bir Kürt yapılanmasının; gelecekte, Türkiye’nin toprak bütünlüğü için ciddi bir tehdit olacağı” şeklinde dile getirmiştik. Son günlerde yaşanan gelişmelerin değerlendirmelerimize yakın olduğunu görmekteyiz. Bunun da ötesinde yaşanan olaylar, PKK ve uzantılarının konuya dahil edildikleri izlenimini vermektedir. En tehlikelisi Suriye’deki gelişmelerde PKK ve uzantılarının meşru taraf olmasıdır. Dileriz sonuç endişe ettiğimiz gibi olmaz.

Ben Kandil harekâtını hem askeri hem de stratejik açıdan anlayabilmiş değilim. Bildiğim kadarıyla Kandil; sınırımıza en yakın noktadan 100 Km.den fazla mesafede, yarısı İran’da olan, köy ve mezralarıyla 300’den fazla yerleşim biriminin bulunduğu çok geniş, sarp dağlardan oluşan bir bölgedir. Bu nedenle kontrol altına alınması için; İran’la müşterek harekât yapmak ve çok büyük bir askeri gücü bu bölgeye angaje etmek gerekmektedir. Ayrıca çeşitli kaynaklardan; PKK’nın, son yıllarda Kandil’deki ana terör üssünü Musul’un batısına, Irak-Suriye sınırına yakın dağlık bölge olan Sincar’a taşıdığı bilgileri alınmaktadır. Eğer söylendiği gibi “terörü kalbinden vurmak ve inlerine girmek” gerekiyorsa neden Sincar’a ve Fırat’ın Doğusuna değil de Kandil’e harekât icra edilmektedir? Üstelik kanaatimce Sincar’a ve Fırat’ın Doğusuna yapılacak harekât, PKK ve Uzantılarının Suriye’de yerleşmelerine de önemli bir darbe vuracaktır.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken yüreklerimizi dağlayan en önemli konu verdiğimiz şehitlerdir. Maalesef böyle kapsamlı harekatlarda şehit ve gazilerimizin olmasını engellemek mümkün değildir. Ama terörün uzun vadeye yayılması her gün aynı acıyı yaşamamıza neden olmaktadır. 90’lı yıllarda 6.500 civarında olan, 2003’e geldiğimizde 4.500-5.000’e kadar düşürülmüş olan terörist sayısı ve eylem yapamaz duruma getirilen teröristler; bugün 12-15 binlerle ifade edilmektedir. Önce terörist sayısındaki bu artışın, analar ağlamasın söylemiyle parlatılan ve açılım süreci olarak adlandırılan girişimin bundaki payının, sonra da Türk Silahlı Kuvvetlerinin kumpaslarla, entrikalarla içine düşürüldüğü durumun sorgulanması gerektiği kanaatindeyim. Hatırlamamız gerekir ki; “üç aylık eğitimle teröristin karşısına çıkarılan askerleri şehit veriyoruz” denilen dönemlerden “KPSS ile subay, astsubay yapılan ve üç aylık eğitimle teröristin karşısına çıkarılan” profesyonel askerlik dönemine geçtik. Geçmişte; yıllarca süren çok zorlu eğitimlerde üstün başarı göstererek Özel Kuvvetler brövesini hak eden subay, astsubay ve uzman erbaşlar şimdi nasıl yetiştirilmektedir? Bunların da sorgulanması gerekir. Kimse canını ortaya koyarak terörle mücadele eden kahraman Mehmetciki küçümsediğimizi düşünmemelidir. O, üç ayda yetiştirilen Mehmetçik de bu günküler kadar kahramandı. Bunu da göz ardı etmemek gerekir. Ben TSK’nın eğitim sisteminin, askeri liselerden başlayarak, yeniden gözden geçirilmesinde yarar olduğu kanaatindeyim. Önceki değerlendirmelerimde ifade ettiğim bir konuyu tekrarlamak isterim: “Bulunduğumuz coğrafyada devletler; değişmez milli hedefler, güçlü yönetimler ve güçlü ordularla ayakta kalabilirler”.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Abay, konuk olduğu Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu Toplantısında Türk şirketlerinin mevcut ekonomik darboğazdan çıkış sürecini iyi yönet...

Gözlem, “Atatürk Düşmanlığının yaygınlaştırılmaya çalışıldığı” bir dönemde Ali Erbaş’ın, Mısıroğlu’nu ziyaretinin arka planını araştırdı ve uzmanlara sordu, işte cevap...

TÜSİAD, “Kalkınmayı esas alan bir perspektifle serbest piyasa ilkelerinden taviz vermeden, ekonomimizi yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyor. Bunun yolu en başta şeffaf,...

GÖZLEM öğrencileri bile isyan ettiren olayları ve “Milli Eğitimin yarınını” uzmanlara ordu, işte cevapları…

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşı...

Yazarlar
Website Security Test