Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Soylu ne yapmak istiyor?”

6.7.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İçişleri Bakanı’nın “Şehit Cenazeleri, parçalanan CHP çelenkleri konusundaki tutumunu” uzmanlara sorduk. İşte cevapları…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Valilere müsteşarım üzerinden talimat gönderdim; ‘CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin’ diye. Bu kadar basit. Onların gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar” açıklaması toplumun önemli bir kesiminden sert tepki gördü.
Soylu’nun bu açıklamasının ardından, Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit İlçesi Engizek Dağı’nda şehit olan Uzman Çavuş İsa Özkan’ın Bursa’daki cenaze törenine gönderilen CHP çelengi öfkeli vatandaşlar tarafından parçalandı. CHP Bursa İl Başkanı Hüseyin Akkuş, çelenginin yere atılıp çiğnenmesi ile ilgili olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yu işaret ederek, tepki gösterdi.
24 Haziran seçimleri sonrasında Soylu’nun kutuplaşmayı artıran bu açıklamasının ardından CHP çelenginin öfkeli gençler tarafından parçalanması, siyasi kulislerde “eski” bir olayı hatırlattı.
21 Mayıs 1963 Talat Aydemir darbe teşebbüsünden sonra İsmet İnönü başkanlığındaki CHP-YTP-CKMP koalisyonu “ülkedeki ve içindeki gerginlikler” sebebiyle istifa etmiş ve 25 Aralık 1963’de bağımsız milletvekillerinin desteği ile İnönü bir “azınlık hükümeti” kurmuştu. Ne var ki, Siyaset de, sokaklarda da gerginlik bitmemişti. 24 Mart 1964’te Celal Bayar’ın Kayseri Hapishanesi’nden sağlık nedenleri ile tahliye edilmesi ve Ankara’da AP’lilerce “coşkulu bir şekilde” karşılanması, aralarında subayların da olduğu, gençlik gruplarının (ki, içlerinde CHP’li gençler de vardı) Celal Bayar’ın evini, Adalet Partisi Genel Merkezi ve İl Başkanlığını, Son Havadis ve Yeni İstanbul gazetelerinin Ankara bürolarını basmışlar, taşlamışlar ve tahrip etmişlerdi. Bu arada “Adalet Partisi levhaları indirilmiş” ve parçalanarak ayaklar altında çiğnenmiş, ne var ki “güvenlik güçleri” olayları önlemek yerine seyretmişti. Bu olaylar, ülkedeki ve CHP – AP ilişkileri arasındaki gerginliği arttırmıştı.
Şehit cenazeleri Türkiye’nin en hassas konularının başında geliyor. GÖZLEM, “Şehit cenazelerine CHP’lileri almayın” talimatını ve “CHP Çelenginin ayaklar altında çiğnenmesi” olayını uzmanlara sordu.

 


“SOYLU KOYU BİR PARTİZANLİĞA DÜŞMÜŞTÜR!”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) – Türkiye’de siyasal ortama kara bulutların bulaşması giderek toplumsal barışı tehlikeye ve değişik sakıncalara sürüklemektedir.
Siyaset adamları toplumsal barışta ulusal dayanışmaya çok önem verip özen gösterecekleri yerde kendi partizanlıkları nedeniyle bu değerleri her gün karartan yanlışlıklar içinde yüzmektedirler.
Günümüz İçişleri Bakanı’nın kimi sakıncalı sözlerinin, kimi baskıcı ve tehditsel yaklaşımlarının yanında son günlerde “şehit cenazelerine ana muhalefet partisinin çelenklerinin ve il başkanının alınmamasını istemesi” benim bu sözlerimi ve gözlemlerimi doğrularken, çelenklere saldırılar da yoğunlaşmıştır. Bu büyük bir kusurdur. Toplumu inanç bağlamında birleştiren ortamlarda kavgaya neden olmanın önüne geçmek, bana göre büyük bir sorumluluğu gerektirmektedir. O bakımdan şehit cenazeleri gibi herkesin hangi inançtan olursa olsun, bırakınız aynı inançlarla olanların önceliğini, sessiz saygılı duracakları ve bu ölüye son yolculuğunda sıcaklıkla yaklaşacakları bir birlik gerektirirken, ayrımcılığı körüklemenin hiçbir anlamı yoktur, zararı ve sakıncaları ise çoktur. O bakımdan Süleyman Soylu’nun bu yaklaşımını asla doğru bulmuyorum, hem inanç bağlamında, hem siyaset bağlamında, hem de ulusal değerler bağlamında çok tehlikeli görüyorum. Nitekim olaylar da benim bu görüşümü doğrulamaktadır.
Siyasi başka bir partinin genel başkanlığından geçtiği Adalet ve Kalkınma Partisi’nde kendisini iyice benimsetmek için koyu partizanlığa düştüğünü gösteren Soylu’nun davranışlarına ve tutumlarına ölçü getirilmesi, “getirilmiyorsa getirilmesi için” yetkili makamların gerekeni yapması zorunludur, görüşündeyim.


“ŞEHİT CENAZELERİNE AYRIMCILIK SOKMAYIN”

A.Muzaffer Tunçağ (Konak Belediyesi Eski Başkanı)-İçişleri Bakanı Soylu, daha seçim sonuçları kesinleşmeden CHP yöneticilerinin şehit cenazelerine alınmayacağını buyurdu! Neymiş, CHP yönetimi PKK eylemlerine destek veriyormuş; çünkü bir kısım CHP’liler seçimlerde HDP’ye oy vermiş, vb.
Ama böyle bir durum var diye, İsrail, ABD ve onların maşaları PKK ve benzerleriyle yiğitçe çarpışırken şehit düşen vatan evlatlarını sonsuzluğa uğurlamaya yasak koymak, kimin haddine? Seçim kargaşası içinde Torbalı’daki bir şehit cenazesine Başbakan’ın gidememesi hoş mu olmuştu? Bana göre iyi olmadı. Başbakanı görmek istemeyen şehidin ailesi ikna edilebilirdi. Ama ortamdaki gergin hava bu buluşmayı önledi. Şimdi AKP’li bir Bakanın çıkıp, bu gerginliği tüm yurt sathına yayması, havayı daha da keskinleştirmesi doğru mudur? Değildir, hatta çok yanlıştır.
Ayrıca şunu da düşünmeli AKP yetkilileri: Bu şehitlerin gelmesinde AKP’li siyasi iktidarın suçu yok mu? Barzani ile kucaklaşmaya, Diyarbakır’da birlikte Kürtçe şarkılar söylemeye kadar varan meşhur “açılım” sürecini kim başlattı? CHP yönetimi mi? Değil elbette!
PKK örgütü çökmeye doğru giderken, terörist başı Apo ile Türk devleti adına uzlaşma görüşmelerini hangi parti yürüttü? CHP mi? Hiç değil!
Sonradan itiraf edildiği gibi, Güneydoğu’da PKK’nın 300’e yakın eylemine müdahaleyi hangi yönetim engelledi, hendeklerin kazılmasına kim göz yumdu? CHP mi? Yok, asla!
Seçim kampanyası sırasında, yandaş Sabah Gazetesinin “PKK’nın İngiltere temsilciliği” olarak nitelendirdiği Democratic Progressive Institute adlı kuruluşu AKP’li üç eski bakanın Londra’da ziyaret etmesine ne demeli?
Öyleyse bu hırçınlık niye? Anlamak zor. AKP’li yöneticilerin de zaman zaman dile getirdiği gibi, İsrail ve ABD saldırganları ülkemiz üzerinde bin bir entrika peşindeler; PKK/PYD’ye 5 bin TIR ağır silah verdikleri daha yeni açıklandı. Bu durum, içte gerginlik değil dış müdahalelere karşı ortak tutum gerektiriyor. Tarihteki benzer olaylardan ders çıkartarak Sayın Soylu’dan itici değil kavrayıcı olması beklenir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Abay, konuk olduğu Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu Toplantısında Türk şirketlerinin mevcut ekonomik darboğazdan çıkış sürecini iyi yönet...

Gözlem, “Atatürk Düşmanlığının yaygınlaştırılmaya çalışıldığı” bir dönemde Ali Erbaş’ın, Mısıroğlu’nu ziyaretinin arka planını araştırdı ve uzmanlara sordu, işte cevap...

TÜSİAD, “Kalkınmayı esas alan bir perspektifle serbest piyasa ilkelerinden taviz vermeden, ekonomimizi yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyor. Bunun yolu en başta şeffaf,...

GÖZLEM öğrencileri bile isyan ettiren olayları ve “Milli Eğitimin yarınını” uzmanlara ordu, işte cevapları…

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşı...

Yazarlar
Website Security Test