Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İzmir 2019 Haziran ayı Kültür Sanat etkinlikleri ve yazıları

1.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Yaşar Aksoy'dan 2019 yılı haziran ayı Kültür Sanat'a Gözlem...

“Karabel  Kabartması”nın son hali milli ayıbımız!..

İzmir’de M.Ö. 1200 yıllarından kaldığı bilinen Hitit dönemi eseri ‘Karabel’ kaya kabartması defineciler tarafından delme aletiyle parçalandı.

Hürriyet’ten Ömer Erbil’in haberi ülkemizin arkeolojik, kültürel ve sanatsal birikimi ile ilgilenenleri adeta yüreğinden vurdu. Haber şöyle idi:

“..İzmir’de M.Ö. 1200 yıllarından kaldığı bilinen Hitit dönemi eseri ‘Karabel’ kaya kabartması defineciler tarafından delme aletiyle parçalandı.

Anadolu tarihinin 3200 yıllık en önemli Hitit kabartması artık yok. Arkeofili’den Erman Ertuğrul kabartmanın defineciler tarafından tahrip edildiğini önceki gün duyurdu. Kabartmanın altında hazine olacağını düşünen defineciler, hilti türü delme aletleriyle kabartmayı parçaladı. Kabartma daha önce defalarca saldırıya uğramış, arkeolog Nezih Başgelen 2016 yılında üzerine asit dökülerek kabartmanın eritilmeye çalışıldığını fotoğraflarla ortaya koymuş ve bakanlıktan eserin koruma altına alınmasını istemişti.

Karabel Anıtı’nın eski ve parçalanmış yeni görüntüsü

 

AĞIR CEZALAR ŞART

Artan definecilik olaylarına karşı Kültür ve Turizm Bakanlığı 2863 sayılı yasada değişiklik yapmaya hazırlanıyor. Müfettişler ve sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapılarak yasada defineciliğe karşı yeni önlemler alınacak. Dedektörlerle arama yapmanın yasaklanması, dedektör satışının ruhsata bağlanması, toprak altından eser çıkarmaya teşebbüse ağır hapis cezası, esere zarar verenlere yine ağırlaştırılmış hapis cezaları öngörülüyor. 
İzmir, Kemalpaşa-Torbalı yolundaki Karabel geçidinde bir tepenin güneye bakan yamacında bulunan ‘Karabel’ kaya kabartması, yaklaşık 2.5 metreye 1.5 metre boyutlarında bir niş içine işlenmiş. Batı Anadolu’nun en önemli ve dünyaca bilinen kabartmasında sol elinde bir mızrak sağ elinde bir yay tutan bir erkek figür resmedilir. Figürün başı ile mızrağı arasındaki alanda zorlukla görülebilen Luvice bir yazıt vardır. Yazıtın en tatminkâr tercümesi 1998 yılında David Hawkins tarafından şu şekilde verilmişti: “Mira (ülkesi) kralı Tarkasnava, Mira ülkesi kralı Alantalli’nin (oğlu), Mira ülkesi kralı ...’nin torunu.”

 

KÜLTÜR İNSANLARI ÜZÜLDÜ

Bu haberden sonra Türkiye’nin bir çok yerinden gelen kültür insanları , fotoğraf sanatçıları ve arkeoloji meraklıları büyük bir hüzünle olay yerine giderek paralanan Karabel kabartmasını incelediler ve belgelediler.

Biz de oraya gittik. Yıllarca Karabel kabartmasının tanıtım haberini Demokrat İzmir, Yeni Asır ve Hürriyet gazetelerinde yapmış olan bir sanat muhabiri olarak yüreğimiz parçalandı.

Niçin bir anıtsal eser korunamadı?

Sorular uzayıp gidiyor..

Ne yazık ki..

300 yıl önceki bir Avrupalı gravür sanatçısından Karabel Anıtı

 

Kuruçeşme Hamamı artık Sanat Merkezi

Üç yüz yıllık Kuruçeşme Hamamı, renovasyon geçirerek çok amaçlı bir sanat merkezine dönüştürüldü. Tarihi Osmanlı hamamı sıradan bir sergi salonu değil, yeni nesil bir sanat merkezi olarak hizmet verecek. 17. yüzyılda inşa edilen ve Kuruçeşme'nin kömür deposu olarak kullanılan Kuruçeşme Hamamı, onarım süreci geçirerek çok amaçlı bir sanat merkezine dönüştürüldü.

Zamanında, kömür depolarında çalışanların temizlenmesi, dinlenmesi ve sosyalleşmesi amacıyla inşa edilen 300 yıllık hamam, 'Hamam Arts Hub (HAH)' adıyla sanatın ve sanatseverlerin hizmetine girdi. Mimari tarzı ve ilginç atmosferiyle benzerlerinin arasından sıyrılan mekan sadece bir sanat galerisi olarak değil, sanatı merkezine alan çok amaçlı bir mecra olarak da dikkat çekiyor. Klasik sanatlardan, çağdaş ve dijital sanata kadar geniş bir yelpazede hizmet verecek olan sanat merkezi, aynı zamanda genç sanatçılara birlikte çalışma ve üretme imkanı da sunacak.

Artık hamam değil sanat merkezi

Girişimcilik ve kreatif üretim için yeterli altyapıyı sağlayacak olan sanat merkezinde, koleksiyonerlerin eser seçebilmelerinin yanında sanat eğitimleri verilecek ve tüm Türkiye'yi kapsayan yarışmalar da düzenlenecek. Mekanda tasarım dükkanları da yer alırken, mekanın içinde bulunan Artcafe sanatseverlerinin buluşma ve sosyalleşme noktası olacak.

 

"Yeni Nesil Sanat Çekim Merkezi" Mekanın sanat camiasına kazandırılmasında Ersin Pamuksüzer'in imzası bulunuyor. Hamamın renovasyonu ile İstanbul'a yeni bir sanat merkezi kazandırmanın heyecanını yaşadıklarını söyleyen Pamuksüzer, "Burayı yeni nesil sanat çekim merkezi olarak nitelendiriyoruz. Buranın mekansal fonksiyonu sergi, ancak sanatçıların kreatif işler ürettiği bir ortamda sağlayacağız" dedi.

 

 

Çin Hanedanı kasesi 30.4 milyon dolar

Ünlü müzayede şirketi Sotheby’s’de yapılan açık arttırmada, ender bulunan Çin Qing Hanedanı dönemine ait İmparator Kangxi için 18’inci yüzyılda yapılmış olan bir kâse 30.4 milyon dolara (121 milyon TL) satıldı.

Üzerinde nergis ve çeşitli ve çiçek desenleri bulunan parça, tipik bir Çin porseleni özelliğine sahip değil. 14.7 santimetre çapındaki kâse, üzerindeki Çin ve Batı tekniği boyamayla dikkat çekiyor.

Yine bir Çinliye satıldı

Sotheby’s Asya Başkanı Nicolas Chow, açık arttırmada kâsenin 5 dakika içinde alıcı bulduğunu ve Büyük Çin bölgesinden telefonla verilen bir teklif ile adı açıklanmayan birine satıldığını kaydetti. Chow, “Arka fonunda bu güzel pembe rengin kullanıldığı üç adet kâse bulunuyor” dedi. Kâsenin Pekin’deki ‘Yasak Şehir’de küçük bir esnaf topluluğu tarafından yeni teknikler ve materyaller de kullanılarak yapıldığı kaydedildi. Geçen yıl Çin’in Song Hanedanı dönemine ait bin yıllık bir kâse, 37.7 milyon dolara, Çin seramiği için rekor bir fiyata satılmıştı. 

 

 

Madam Amati’nin Gizemli Hayatı Sergiyle Anlatıldı

Marta Amati

İzmir’in önemli simgelerinden Keman virtüözü Madam Marta Amati’nin hayatı fotoğraf sergisi ve kitaba konu oldu

İzmir’de Beth-İsrael Sinagogu’nda gerçekleşen her düğüne kemanıyla eşlik eden, keman virtüözü Madam Marta Amati’nin hayatını anlatan sergi açılışı gerçekleşti. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergi, Berge Arabian tarafından çekilen fotograflardan oluştu. Rita Ender tarafından uzun bir çalışmanın ardından ortaya konan Marta Amati’nin hayatını anlatan kitabın da tanıtıldığı gecede Ender, Amati ile ilgili açıklamalarda bulundu.

İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği (İFOD) ve İzmir Musevi Cemaati Vakfı’nın desteği ile gerçekleşen organizasyonda, İzmir Musevi Cemaati Vakfı Başkanı Sami Azar ve İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selim Bonfil açılış konuşmalarını yaptı. 

Ayrıca Madam Marta Amati’yle ilgili hatıralarını anlatmak isteyen konuklar da söz aldı. Fotoğraf sergisi Beth Israel Sinagogu’nda sanatseverler tarafından gezildi. 

Madam Amati’nin sinagogdaki piyanosu

 

EPİVERON sanat yapıtının pasaportu..

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyeleri

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği, EPİVERON (Eser Piyasaya Veriliş Onayı) belgesini, kamuoyunun dikkatine sundu. Sanatçılar tarafından büyük bir heyecanla karşılanan bu belge üzerine UPSD Başkanı Bedri Baykam, sanatçı Bubi Hayon ve Ekrem Kahraman ile gazeteci Pınar Saraçoğlu konuştu..

Epiveron, eserin ilk elden çıkış anından itibaren, eserin çalıntı veya sahte olmadığını kanıtlayan, eser her el değiştirdiğinde kaydını üzerine geçiren, eser bir yere gittiğinde kimin sorumlu olduğunun ve ne zaman sahibine döneceğinin kaydını tutan, eserin satış veya telif hakları ayrıysa, bunları netleştiren bir belge. Belgeye ilişkin merak edilenleri, UPSD Başkanı Bedri Baykam, sanatçı Bubi Hayon ve Ekrem Kahraman’a soruldu. Bu son derece önemli söyleşiyi tüm sanat dünyasına aktarmayı Gözlem gazetesi olarak gerek duyduk..

 

EPİVERON nedir? Bu belge hangi şartlarda geçerli?

Bedri Baykam: Eser Piyasaya Veriliş Onayı, kelimelerinin başlangıç harflerinden oluşuyor. Bu bir çıkış yolu önerisi. Dolaşımda olan her eserin bir kimliğe, pasaporta ihtiyacı var. Eser kayboldu denmesi veya değerini düşürmek gibi yollarla o sanat eserine zarar verilmemesi için bu belge üretildi. Sadece müzayedeler için değil, aynı zamanda konsinye bırakılan eserler, dolaşımda olan eserler için de geçerli.

 

Sanatçıların en büyük sorunu müzayedeler. Bu, sanatçının kendisini müzayedelerden koruması adına bir belge diyebilir miyiz?

Bedri Baykam: Müzayedeler, o andaki topluluk içinde kaç lira vermek isteyen varsa, o eserin sanki piyasa rayiç bedeli oymuş gibi bir hava yaratıyorlar. Sanatçının eseri rayiç bedelin altında müzayedeye girerse, bu sadece sanatçıya zarar vermez. Sanatçı, eseri satan, sattıran ve Türk sanatı kaybediyor. Büyük güvensizlikler yaratıyor. Herkese zararı olan bir duruma son diyecek bir belge. Koleksiyonere diyoruz ki, müzayedelerden, EPİVERON’u olmayan sanat eseri almayın.

 

Bu bir yasal gereklilik mi?

Bedri Baykam: Henüz değil ama etik ve manevi baskıyla, koleksiyonerlere bu bilinci basın ve sosyal medya yoluyla duyuracağız.

Sanatçılar, EPİVERON’a nasıl ulaşacak? Geçerliliği için ne dersiniz?

Bedri Baykam: Belgeyi, UPSD web sayfasından indirebilirler. Kiminle karşılıklı imzalarlarsa, o anda geçerliği başlayacak.

 

Geçmişe dönük olarak da, sanatçılar faydalanabilir mi?

Bedri Baykam: 2019 bir milat ama eski konsinyeler için de bu belgeden, karşılıklı ve dürüstçe iş yapan herkes faydalanabilir.

 

EPİVERON sanatçının haklarını koruyabilecek mi sizce?

Ekrem Kahraman: 1995’te UPSD yönetim kurulundaydım. O zaman galericilerin karşısına beni sanatçı temsilcisi olarak çıkardılar ve galericiler beni tehdit etti. Çünkü bazı sanatçıların önününe önemli bağlayıcı kararlar dayatmışlardı. Bir tasarı hazırladım. Galericiler buna karşı çıkmıştı. Görüyorum ki hâlâ galericiler de, biz de aynı pozisyondayız. Bugün Türkiye öyle bir sürece giriyor ki bu bağlantıyı yapmadan olmaz. Başlangıçta ciddiye almadım, sonra ilgili arkadaşlarıma, bunun çok önemli bir girişim olduğunu söyledim. Haklar ihlal ediliyor, taraflar ciddiye alınmıyor. İşçi, sendika, patron ilişkisinde de böyle, siyasi ortamda da böyle.

 

Toplantıda çok fazla galerici yok. Bu, onların da sorunu değil mi?

Ekrem Kahraman: Galericilerin çoğu, kendi hukuklarını, sistemlerini savunan bir niyete ve bakış açısına sahip değiller ne yazık ki. Bu sefer en azından galericiler tehdit etmmiyor, doğrusunuz diyorlar. Bu da önemli bir zemindir.

 

Yıllardır müzayadelere karşı duruşunuzla biliniyorsunuz. EPİVERON üzerine ne söylemek istersiniz?

Bubi Hayon: Bu konuda yaklaşık 10 yıldır çalışıyorum. Daha önce özellikle iki satış arasında, yani sanatçının ilk sattığından sonra, satın alanın bir daha piyasada bu eseri satması arasındaki fark üzerinden sanatçının, vefat ettiyse de mirasçılarının kanunla belirlenmiş hakkı için epey mücadele ettim. Bu toplantının sanatçılara, koleksiyonerlere ve özellikle de aracılara çok faydalı olacağına inanıyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bu yıl 10. su düzenlenen Çin Uluslararası Kısa Film Festivali’nde bu yıl 300.000 Yuan değerindeki büyük ödülü, Mardin Artuklu Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Yılmaz Özd...

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleriyle Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından gerçekleştirilen Randevu İstanbul Uluslararası Film Festiv...

''İş Sanat'ın 20. Yılını alkışlarla kutluyoruz...'' Duayen gazeteci Yaşar Aksoy'un Kasım ayı Kültür-Sanat yazı dizisi GÖZLEM'de...

Klasik müzik tarihinin en önemli keman virtüözlerinden Paganini’nin yaratıcı eserlerinden ilham alan ve izleyicilere eğlenceli ve dinamizmi hiç düşmeyen, çağdaş bir kl...

Haftanın videosunda Ali Aysun Kocatepe çiftinden ''Bu Memleket Hepimizin'' bestesi.

Norm Holding desteğiyle Meryem Veziroğlu Berksoy’un sanatsal dokunuşlarıyla tamamı özgünbaskılardan oluşan resim sergisi, Norm Sanat Galerisi’nde açıldı. Serginin açıl...

Muğla Ula’da Portakallık köyünde yaklaşık 15 yıldır kullanılmayan ahır, bir sanat yuvasına dönüştü. Ünlü tiyatro oyuncusu ve seslendirme sanatçısı Tilbe Saran’ın da iç...

Yazarlar
Website Security Test