Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tükenmişlik sendromunu ''Hayır'' diyememek tetikleyebilir

15.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Mesleki depresyon olarak tanımlanan tükenmişlik sendromunun belirtilerini, kimlerde daha çok görüldüğünü, nedenlerini ve nasıl engelleneceğini aktaran Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Filiz Şükrü Gürbüz, bu sendromun depresyondan farklı olduğunu ve hayır demekte güçlük çeken kişilerde görülme sıklığının daha fazla olduğunu söyledi.

Depresyon belirtilerinin benzerinin mesleki anlamda daha fazla görülmesi olarak nitelendirilen tükenmişlik sendromu ile ilgili bilgi paylaşımında bulunan Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Filiz Şükrü Gürbüz, yoğun stres ortamının ve beklentinin fazla olduğu bir meslek hayatı içerisinde bulunmanın tükenmişlik sendromuna sürüklediğini ifade etti. Tükenmişlik sendromunun depresyonla büyük ölçüde benzer belirtiler göstermekle birlikte aynı şeyler olmadığını da kaydeden Gürbüz, hayır demekte güçlük çeken ve mükemmeliyetçi kişiliğe sahip olanlarda bu sendromun görülme sıklığının daha yüksek olduğunu belirterek, sendrom ile ilgili merak edilen noktalara değindi. 

Tükenmişlik sendromunun belirtileri nelerdir? 
Tükenmişlik sendromunun belirtilerini sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Filiz Şükrü Gürbüz, “Yoğun stres ortamı ve beklentinin fazla olduğu bir meslek hayatı içerisinde bulunmak, sendromu tetikleyen durumlardır. Sendromun; kişinin kendisine iyi gelen aktivitelerden uzaklaşması, enerji kaybı, biyolojik dengede bozulma, uyku bozuklukları, iştah bozuklukları, isteksizlik, keyifsizlik ve tahammülsüzlük gibi birçok belirtileri vardır. Bedensel sıkıntılar ve nedeni belli olmayan yaygın kas ağrıları da tükenmişlik sendromunun çok sık görülen belirtilerindendir” diye konuştu. 

“Mükemmeliyetçi yapıya sahip olanlarda görülme sıklığı yüksek” 
Tükenmişlik sendromunun daha çok kimlerde ortaya çıktığına da değinen Gürbüz, “Depresyon kişiyi her şeyden geri çekerek, içine kapatıyor. Kişinin çalışmasına engel oluyor. Tükenmişlik sendromu ise depresif belirtiler gösteren ancak depresyona girme lüksü olmayan kişilerde görülüyor. Nitekim bu sendromu daha çok yoğun iş temposunda çalışanlarda, yıpratıcı bir iş içerisinde bulunanlarda, depresif semptomları göstermeye tahammül etmeyen iş ve sosyal yaşam içerisinde bulunan kişilerde, hayır demekte güçlük çekenlerde ve mükemmeliyetçi yapıya sahip olanlarda görüyoruz” şeklinde konuştu. 

Depresyondan farkı 
Bu sendromun depresyon ile birçok benzer belirtilerinin olduğunu ancak aynı şeyler olmadığını da belirten Gürbüz, “Tükenmişlik sendromuna yakalanan kişide depresyonda olduğu gibi enerjisizlik, isteksizlik, keyifsizlik ve hayattan zevk almama meydana geliyor. Ancak depresif belirtiler içerisinde bulunan bu kişiler; tamamen iş ve sosyal hayattan kendilerini geri çekemiyor ve çalışmak zorunda hissediyorlar. Bu durum tükenmişlik sendromunu depresyondan ayıran en temel farktır. Bunun yanı sıra depresyonun bir öncesi olarak görülen tükenmişlik sendromu, bir süre sonra depresyona dönüşüyor” ifadelerini kullandı. 

Sendroma yakalanmamak için yapılması gerekenler 
Sendroma tutulmamak için alınması gereken önlemlere de değinen Gürbüz, şu önerilerde bulundu: 
“Hepimizin bir bardağı olduğunu düşünelim. Gündelik stres kaynakları bu bardağı doldurur. Bu bardağın üzerinde bir de delikler vardır. Bize iyi gelen aktiviteler, bu bardağın üzerindeki deliklerdir ve stresi boşaltır. Bu bardağın dolma ve boşalma dengesi sağlandığında kişide psikiyatrik herhangi bir bozukluk geliştirme oranı azalmış olur. Bunun dışında elimizden geldiğince gündelik stres kaynaklarını kontrol etmeliyiz. Bardağımızı boşaltan şeyleri hayatımızda tutmalıyız. Böylece bardağın taşmasına ve tükenmişliğe engel olabiliriz. Bunların yanı sıra spor, bu sendroma karşı en önemli koruyucu aktivitelerden bir tanesidir. Seyahat, sosyal ilişkiler, yakın arkadaş ilişkileri ve duyguların dile döküldüğü ortamlar kişinin yeniden yenilenmesine ve risk faktörlerinin azalmasına vesile olur. Tükenmişlik ortaya çıktıktan sonra ise yapılabilecek şeyler yine aynı şeyledir. Fakat bir çeşit psikoterapi desteği almakta da fayda var. İyileştirici bir müdahale, kişide bardağı önemli derecede boşaltacak bir kaynak oluşturabilir.“

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Yaşar Üniversitesi MYO Gıda İşleme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, Ramazan Bayramı sonrası rutin yemek düzenine nasıl geçilebileceğini ve bağışıklık sistemini...

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yetim yanlış beslenmeden kaynaklı mide fesadı geçirilebileceğini vurgulayarak, "Evde kalarak kutlayacağımız Ramazan Bayramı’nda şekerli, ağı...

Ramazan ayına girdiğimiz bu dönemde kulak, burun ve boğaz hastalıklarına yakalanmamak için, birkaç önemli püf nokta var diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kula...

Ramazan günlerinin en önemli öğünlerinden biri de sahurdur. Sahurda yenilen yiyecekler gün boyu bizi tok tutması açısından oldukça önemlidir. Peki Ramazan ayında ne ye...

Dünyayı etkisine alan koronavirüsü vücudumuzdan uzak tutmanın öncelikli yolu; sosyal mesafeyi korumaktan ama bir o kadar da bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaktan geçi...

Son zamanlarda çoğumuzun dert yandığı bir sorun var; ellerimizde oluşan çatlaklar! El hijyeninin koronavirüsten (Covid – 19) korunmamızda kilit rol üstlendiğini artık ...

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yayılan Covid-19’a karşı bağışıklık sisteminin güçlü olması gerektiğini hemen hepimiz biliyoruz. Peki, virüsle mücadelede akciğe...

Yazarlar
Website Security Test