Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Erken doğumun 13 önemli risk faktörü

9.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bebek bekleyen çiftlerin en başta gelen istekleri bebeklerinin zamanında ve sağlıklı doğmaları hiç kuşkusuz. Ancak günümüzde her 8-10 doğumdan 1’inde bebekler beklenen tarihten erken dünyaya geliyor.

Ülkemizde yılda bir milyon 250 bin civarında doğum olduğu düşünülürse, bu her yıl yaklaşık 125 bin bebeğin erken dünyaya gözlerini açtığı anlamına geliyor. Dünya genelinde her yıl 15 milyon bebek erken doğuyor ve 1 milyon bebek erken doğumun yol açtığı sorunlar nedeniyle kaybediliyor. Üstelik bu doğumların en az yarısında hiçbir risk faktörü bulunmuyor, dolayısıyla aslında her hamile kadın risk altında oluyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bildirici ancak yine de umutsuzluğa kapılmamak gerektiğine, özellikle hamilelik öncesi danışma, hamilelikte düzenli muayene, testler ve takipler sayesinde erken doğumun çeşitli risk faktörlerinin öngörülebildiğine dikkat çekerek, "Örneğin hamilelik öncesinde smear testinde normal dışı bir durum saptanırsa, hızla, gelecekte rahim ağzı kanseri için risk teşkil edebilecek durumlar tedavi ediliyor, ayrıca varsa vajinal veya rahim ağzı enfeksiyonları hamile kalınmadan tedavi edilebiliyor. Yine rahimdeki şekil bozuklukları, rahim içinde yer alan polip ve miyom gibi bazı patolojiler de henüz hamile kalınmadan kapalı yöntemlerle tedavi edilebiliyor ve bu sorunlar nedeniyle oluşabilecek erken doğumlar önlenebiliyor” diyor.

Peki hangi etkenler erken doğuma yol açabiliyor? Bu sorunlara karşı tıp dünyası hangi tedavileri uyguluyor? Prof. Dr. İbrahim Bildirici erken doğuma neden olan etkenleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. 

Çok kilolu ya da çok zayıf olmak
Özellikle obezite sorunu olan kadınlarda hamilelikte hipertansiyon ve diyabet daha fazla görülüyor; bu hastalıklar da erken doğumu gerektirebiliyor. Çok zayıf kadınlarda ise beslenme bozukluğu ve artmış stres hormonları erken doğuma zemin hazırlayabiliyor. Dolayısıyla hamile kalınmadan önce ideal vücut kitle indeksi olan 18.5-24.9 kg/m2 arası değere ulaşmak çok önemli.

Çoğul hamilelikler
Kadın Hastalıkları ve Doğum/ Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bildirici çoğul hamileliklerin erken doğum için önemli bir risk faktörü olduğu uyarısında bulunarak, “Bu nedenle infertilite tedavilerinde tekiz hamilelik hedeflenmeli ve mümkün olduğunca tek embriyo transfer politikası tercih edilmeli” diyor.

Sigara kullanımı
Sigara anne adayının ve plasentanın oksijen alımını bozarak; erken doğum, erken su gelmesi, düşük doğum ağırlığı ve plasentanın erken ayrılması gibi risklerin tümünü artırıyor. Bu önemli zararları nedeniyle sigaranın hiç içilmemesi, eğer içiliyorsa tercihen hamile kalınmadan veya hamilelikle birlikte bırakılması çok önemli.

Hamilelikler arasının 6 aydan kısa olması
Yapılan çalışmalara göre; 6 aydan kısa aralıkla hamile kalınması erken doğum riskini 1.5 kat artırıyor. Hamilelikler arasında 1.5-2 yıl olması ideal kabul ediliyor.

Hamilelik zehirlenmesi
Tansiyon yükselmesi ve idrarda proteinle karakterize preeklampsi, toplumdaki bilinen adıyla ‘hamilelik zehirlenmesi’ sıklıkla erken doğumla sonuçlanıyor. Annede nörolojik sorunlara, kan değerlerinde, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya, akciğer ödemi gibi hayatı tehdit edebilecek tablolara; bebekte de büyüme geriliği ve ölüm riskinde artışa yol açabiliyor. Uygun hamilelerde tedaviyle doğum için zaman kazanılmaya çalışılıyor.

Tiroit hastalıkları ve diyabet
Prof. Dr. İbrahim Bildirici tiroit hormonu ve kan şeker düzeylerinin ideal olarak hamile kalınmadan önce değerlendirilip kontrol altına alınması ve bu kontrolün hamilelik boyunca devam ettirilmesi gerektiğini belirterek, “Yapılan çalışmalara göre, tiroit hastalıkları kontrol altında değilse, erken doğum riskini 1.2 kat artırıyor. Bunun yanı sıra gebelik şekeri de tanı almaz ve iyi kontrol edilmezse hem ölü doğum hem de erken doğum riskini artıran bir diğer önemli faktörü oluşturuyor” diyor.

Erken doğum öyküsü
Prof. Dr. İbrahim Bildirici daha önceki hamilelikte erken doğum hikayesi varlığının riski artıran en önemli faktörlerden biri olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu gruptaki her 3 kadından biri mevcut hamilelikte erken doğum yapabiliyor. Hamileliğin 16-36. haftaları arasında uygulanan progesteron tedavisi fayda sağlıyor ve erken doğum riskini azaltıyor. Yine bu grupta 16-22. hafta arasında rahim ağzı uzunluğunun değerlendirilmesi ve kısa bulunduğunda progesteronun yanı sıra rahim ağzına dikiş atılmasıyla erken doğum önlenebiliyor”

Dişeti hastalıkları
Diş hastalıkları ve özellikle dişeti iltihabı erken doğum için bir risk faktörü. Bu nedenle hamile kalınmadan önce iyi bir diş hekimi muayenesi ve çürükler ile dişeti iltihabının tedavi edilmesi de çok önemli. Hamilelik sürecinde de gereken diş tedavilerinin hızla yapılması, doğumun zamanda gerçekleşmesinde önem taşıyor.

Rahimdeki sorunlar
Çoğul hamilelikler ve bebeğin çevresini saran suyun fazla olması nedeniyle rahmin fazla gerildiği durumlarda da erken doğum riski artıyor. Rahimde perde olması, ikili veya yarım rahim gibi rahimdeki şekil bozuklukları ile geçirilmiş rahim ameliyatlarında da erken doğum riski genel popülasyondan daha fazla oluyor. Prof. Dr. İbrahim Bildirici rahim ağzı yetmezliğinin de önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, “Özellikle geçirilmiş LEEP/konizasyonu olan, birden fazla kürtaj ya da öyküsünde 2. üç aylık dönemde (trimesterde) hamilelik sonlandırılması olan hamileler bu açıdan risk altında” diyor. Rahim ağzında kısalma mevcutsa dikiş (serkülaj) yöntemi uygulanarak erken doğum önlenebiliyor.

Enfeksiyonlar
Vajina ile rahim ağzı florasının değişmesi ve bakterilerin yukarıya doğru tırmanarak normalde buna geçit vermeyen amniyotik sıvıyı enfekte etmeleri, erken doğumun önemli nedenleri arasında yer alıyor. Miyadından önce suyu gelen hamilelerde gizli enfeksiyon olabiliyor, bu olgulara erken doğumu erteleyebilmek için bir hafta antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Hamilelik öncesinde ya da hamilelikte; rahim ağzında chlamydia ve gonore gibi enfeksiyonlar, bakteriyel vaginozis denilen ve vajinal floranın bozulmasıyla seyreden akıntılı durumlar tespit edilirse, tedavi ediliyor. Bunların yanı sıra idrar yolu enfeksiyonu ve zatürre gibi başka organlarda oluşan enfeksiyonların da hızla tedavi edilmeleri erken doğum riskini azaltıyor.

Plasental sorunlar
Plasentanın rahim ağzına yerleşmesi (plasenta previa) veya plasentanın erken ayrılması (ablasyo plasenta) gibi tablolar da erken doğum nedeni. Plasenta previa tablosunda kanama oluşursa hastanede izlem ve takiple beklenen doğum tarihine yaklaşılabiliyor, bu sırada uygun hamilelerde anneye bebeğin akciğerlerini geliştirici iğne uygulanıyor.

Fetal büyüme geriliği
Hamilelik haftasına göre, kilosu beklenen ağırlığın yüzde 10’undan daha az olan fetuslarda kordondaki kan akımında bozulma, sıvı azalması, anne karnında stres ve kayıp riski gelişebiliyor; bu durum da erken doğum gerektirebiliyor. Ayrıca fetusun bazı doğumsal anormallikleri de erken doğumla sonuçlanabiliyor.

Vajinal kanamalar
Hamilelikte özellikle 12. haftadan sonra vajinal kanamalar olması halinde erken doğum riski yükseliyor. Çoğu hamilede kanama sonrası hayat temposunun düşürülmesi, istirahatin artırılması, cinsel aktivite yasağı, sancılar varsa buna yönelik ilaç tedavileri gibi yöntemler önerilse de, bunların etkinliği kanıtlanmış değil.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

UDOFED Genel Başkanı Mehmet Mercan, ucuz dönerler ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Mercan, bir dönerin fiyatının ne kadar olacağından, kaç saat ateşin önünde durma...

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Funda Öztürk, kışın sağlıklı hamilelik için altın kurallar verdi.

Pediatrist Dr. Can Özoğlu, çocuklarda ilk iki yaşta en sık görülen hastalığın üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu, ikinci sırada ise orta kulak iltihabının yer aldığ...

Greenpeace Akdeniz’in, Gıda Mühendisi Bülent Şık ile birlikte 90 adet domates, salatalık ve biber örneğini inceleyerek hazırladığı ''Soframızdaki Tehlike: Pestisit'' r...

Yaşar Üniversitesi MYO Gıda İşleme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, çocuklukta edinilen beslenme alışkanlıklarının yetişkinlik dönemindeki beslenme düzeni üzer...

Hepimiz canı bazen çikolatayı, bazen kahveyi, bazen tuzlu besinleri daha çok ister. Bazı dönemler bazı besinleri nedensiz yere daha fazla tüketiriz.

Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ilgın Başaran, karne alan çocukların ebeveynlerine önerilerde bulundu.

Yazarlar
Website Security Test