Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hıncal Abi, bir de Bakan’a bak!..

9.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci / yazar ağabeylerimizden Hıncal Uluç, durmadan “sanat dünyasında verilen ödüllerin törenlerine gelirlerken, ödül alanların giydikleri kıyafetleri” ağır şekilde eleştirir. Hafta içinde de “Olmaz Olsun” başlığı ile bir örnek daha yazdı; “6. Boğaziçi Film Festivali sona ermiş. Ermez olsun… Haberlerde seyrettim ödül törenini… Gene sokakta bile giymeyeceğim pespaye kılıklarla ödül alanlar, verenler…
Sinema sanatsa eğer, bu zavallı adamlar ‘Tükürürüm böyle sanatın içine’ diyorlar, resmen ve alenen aşağılıyorlar. Biz de onlara ödül veriyoruz. Lanet…
Bunların biri, ama bir tanesi, mesela Cannes'a, mesela Oscar'a böyle gitsin de görelim batası havasını.. Onlara kul köle olur, hatta smokin kiralar bunlar. Havaları Türkiye'de geçer..,”

Ne kadar haklı, ellerinden saygıyla öperim, Hıncal abi! Ama bir de “şu” resme bak, Hıncal abi, şu resme bak:

Türkiye Jokey Kulübü’nün “ülkedeki at yarışı kupalarının Gazi Koşusu’ndan sonraki “en büyük koşusu olan” Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın ödül törenindeyiz. Yarışı “Finesse” isimli at, jokeyi Selim Kaya ile kazanmış ve atın sahibi Ergun Kalabak’a, antrenörü Yasin Demirkıran’a, jokeyi Selim Kaya’ya şiltlerini Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu veriyor.

Resim “o törende” çekildi; Gençlik ve Spor Bakanımız, “yarışçılığımızın en büyük iki kupasından birinin şiltlerini” hem de “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına” verecek!..

Buyurunuz, bıraktım Türk insanına, unvanı sebebiyle, Türk gençlerine ve sporcularına örnek olması gereken, Sayın Bakanımızın, bu ödül törenine geldiği kıyafete lütfen bakınız.

İnsan, böyle bir günde, böyle bir ödül törenine, bu kıyafet ile mi gelir; “ütülü” bir takım elbise giyemez mi, bir kravat takamaz mı?..

Bu yarış, mesela Siverek’li Kerem Ağa ile Suruç’lu Hüseyin Ağa’nın atları arasında yapılsa, Ödül törenine “iki ilçenin kaymakamları bile böyle bir kıyafetle gelmezlerdi” hem de yarış Pazar günü yapılsa bile…

Bilmem ki, Hıncal Ağabey, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Bakanı “böyle bir günde, böyle yaparsa”, film yarışması ödüllerini alacaklar, ne yapmazlar?..

 

İzmir’de İzmirli yok mu?..

Çok sinirliydi, “eski” siyasetçi ağabeyimiz, “amcamız” bile dersek, yaşı itibariyle hatalı olmayız. Hıncını benden alırcasına, “Abi, kulağına gelen isimler var mı, kimler aday adayı İzmir’de” diye sorduğumda.

“Bar bar” olmasa da, “çok yüksel bir sesle” nutka başladı; “Zaten işte bu kafa, İzmir’i bu hâle getirdi. Kardeşim, kimler aday adayı olacak, o sonraki mesele, asıl mesele ‘İzmir’de İzmirli yok galiba; aday adaylarının yüzde 90’ının İzmirli olması’ değil mi? Mevcut belediye başkanlarından, milletvekillerinden, sivil toplum örgütleri başkanlarına kadar bakın bakalım, yüzde kaçı İzmirli? Sizler, gazeteciler, ‘kimlerin belediye başkan aday adayı olacağından’ önce, ‘İzmirli aday’ kampanyası başlatmanız gerekmiyor mu? Aaa, tabii unuttum, İzmir’de kaç gazetenin başında İzmirli gazeteci var ki, o da ayrı mesele! Geç kardeşim geç, ben sorduğun soruya cevap vermem, benim derdim başka. Ben İzmirli arıyorum, İzmir’de!..”

Hadi bakalım, İzmirliler, bu ağır itham ve iddiaya cevap verin bakalım, kulislerde “öyle bir tablo” var ki, eski siyasetçi ağabeyimiz, pardon “amcamız” gene haklı çıkacak, galiba!..

 

“Hipokrat Yemini” de “sakıncalı” oldu!..

 "Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma, hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime, mesleğim dolayısıyla öğrendiğim küçük sırları saklayacağıma, hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı ve sevgi göstereceğime dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."

Bu yemin,  “tıbbın babası sayılan” ve Milattan önce 4’üncü yüzyılın sonunda, 3’üncü yüzyılın başında yaşamış olan Hipokrates  adına, Milattan sonra 5’inci yüzyılda bir Tıp öğrencisi tarafından “yazılı hâle getirilen” yemindir. O günden bu yana “günümüzde de tıp öğrencilerinin (Bizde de) diploma alırken bazı değişikliklerle okuduğu” meslek yeminidir!..

AKP Meclis çoğunluğu “Sağlık Komisyonu’ndan kavga döğüş geçirdiği” kanun teklifi, kanunlaşırsa, “2000 yıllık” yemin “sakıncalı” hâle gelecektir. Çünkü “6000’den fazla doktor, bu kanunla “sakıncalı” ilan edilmiş olacaktır. “Hipokrat Yemini’ndeki görevlerini yerine getirdikleri için!..”

Sağırsultan olarak, 10’a yakın doktor arkadaşımı aradım, CHP’lisi, MHP’lisi, AKP’lisi vardı; bir tanesi bile “Yapılan doğrudur” demedi. Hadi “Onca doktora acımıyorsunuz”, eşleri, çocukları da “onlarla beraber cezalandırılmış” olmuyor mu, bu kanunla; aç kalacaklar aç!.. 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test