Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dünya dışı yaşam araştırmaları, Evrende yalnız mıyız?

27.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İnsanlık dünya dışı yaşam araştırmalarında hangi seviyede? Evren'de yalnız mıyız? Dünya üzerinde ve gezegenimizin yörüngesinde kaç tane teleskop var? Uzay araştırmalarında kullanılan teleskoplar ve yöntemler neler? Dünya benzeri gezegenleri nasıl tespit ediyoruz? Işık hızında yolculuk yapmak mümkün mü? En yakın yıldız hangisi ve çevresindeki gezegene uzay aracı nasıl gönderebiliriz? Uzay'dan gelen sinyalleri nasıl yorumluyoruz? Tüm bu merak edilen sorular yazımızda...

Orada kimse var mı?

47 yaşındaki Astrofizikçi Sara Seager'ın uzmanlık alanı ötegezegenler... Yani hepimizin tanıdığı yıldızımız Güneş'imizin etrafında dolaşanların dışında kalan diğer tüm gezegenler.

Seager, 1990 yılında lisansüstü eğitimine başladığında, yıldızlarının etrafındaki dolaşımlarını birkaç saat içinde tamamlayan veya hiçbir yıldızın etrafında dönmeyen ve uzayda serseri bir şekilde dolaşan ötegezegenler hakkında hiçbir bilgimiz yoktu. 

İlk ötegezegen, 1995 yılında keşfedilen 51 Pegasi b, tam bir sürprizdi. 51 Pegasi b'nin varlığının anlaşılmasının ardından dört bin civarında ötegezegenin varlığı doğrulandı. Bu ötegezegenlerin çoğunu 2009'da fırlatılan Kepler Uzay Teleskobu keşfetti.

Kepler Uzay Teleskobu

Kepler Uzay Teleskobu

Kepler'in yanıtı netti. Evrende yıldızların sayısından daha fazla gezegen var ve bunların en az dörtte biri, koşulların yaşam için ne çok sıcak ne de çok soğuk olduğu, yıldızın yaşama elverişli bölgelerinde bulunan, Dünya boyutunda gezegenler. Samanyolu'nda en az 100 milyar yıldız var, bu da yalnızca bizim galaksimizde dahi, yaşamın ortaya çıkabileceği en az 25 milyar sistem olduğu anlamına geliyor -ve galaksimiz trilyonlarca galaksiden yalnızca biri.

Ve Kepler, varoluşun en büyük gizemlerinden birine yaklaşımımızı değiştirdi. Artık sorduğumuz soru, "Dünya dışında yaşam var mı?" değil. Büyük olasılıkla var. Artık sorumuz şu: "Onu nasıl buluruz?"

Dünya dışı yaşamı nasıl araştırıyoruz?

Dünya üzerinde ve gezegenimizin yörüngesinde dünya dışı varlık arayan birçok teleskop var. İşte o teleskoplardan bazıları;

 

SUBARU TELESKOBU

Subaru Teleskobu

Subaru Koronagrafik Aşırı Uyarlanabilir Optiği

Teleskopa ulaşan uzak yıldız ışığını engelleyip, ötegezegenlerin doğrudan görüntülenmesine olanak tanıyor.

 

ELT TELESKOBU

ELT Teleskobu

Aşırı Büyük Teleskop

Görünür ve yakın kızılötesi spektrum görüntülerini, Hubble Uzay Teleskopu'na oranla 16 kat keskin yakalıyor.

 

TESS TELESKOBU

TESS Teleskobu

Geçiş Yapan Ötegezegen Gözlem Uydusu

Yaşama elverişlilik araştırmalarına iyi birer aday olan, parlak yıldızların yörüngesindeki küçük gezegenleri saptıyor.

 

JWST TELESKOBU

James Webb Uzay Teleskobu (JWST)

James Webb Uzay Teleskobu

Kızılötesi kamera ve spektrograf dahil, dört farklı aygıtla uzak yıldızları ve ötegezegenleri inceliyor.

 

WFIRST TELESKOBU

WFIRST

Geniş Alan Kızılötesi Gözlem Teleskobu

Uzay yıldızların kütleçekiminin büktüğü ışığı kullanarak ötegezegen buluyor; Starshade ile birlikte çalışabiliyor.

 

STARSHADE TELESKOBU

STARSHADE teleskobu

Çapı 30 metreden büyük, çiçek biçimli bir ışık siperi olan Starshade, WFIRST gibi bir teleskopla birlikte çalışacak; ev sahibi yıldızdan gelen ışığı engelleyerek, astronomların ötegezegenleri doğrudan gözlemlemesine olanak tanıyacak. Starshade hâlâ geliştirilme aşamasında.

 

Olivier Guyon ise bir başka ötegezegen araştırmacısı. Guyon, küçük yaştan beri uyku sorunları yaşıyormuş: "Uykunun geceleri yapılan bir şey olması gerekiyordu, ama bu saatlerde uyanık olmak çok daha güzeldi." Guyon 11 yaşındayken ailesi ona küçük bir teleskop almış. (Anne - babasının daha sonra buna pişman olduğunu söylüyor.) Birçok gecesini teleskopuyla gökyüzünü izleyerek geçirdiği için ertesi günlerde sınıfta uyuyakalıyormuş. Teleskop ona küçük gelmeye başladığında, kendisine daha büyüğünü yapmış. 

Artık 43 yaşında Guyon ve şimdi çalışabileceği çok büyük bir teleskopu var: Subaru Gözlemevi. Diğer 12 gözlemeviyle birlikte, Hawaii'nin Büyük Adası'ndaki Mauna Kea'nın zirvesini mesken tutan Subaru Teleskopu'nun 8,2 metrelik yansıtıcısı, dünyanın en büyük tek parçalı aynalardan biri. Deniz seviyesinden 4205 metre yükseklikte bulunan Mauna Kea, Guyon'un hilo'daki evinden arabayla yalnızca bir buçuk saatlik mesafede olsa da, evrenin en ayrıntılı, en berrak görüntülerinden birini sunuyor. Evine bu kadar yakın olması da oraya sık ziyaretlerde bulunmasına, geliştirip teleskopa bağladığı cihazı test edip onu daha da geliştirmek için sıklıkla tüm gece boyunca çalışmasına olanak sağlıyor. "Burada birkaç hafta geçirdikten sonra Dünya'daki yaşamı unutmaya başlıyorsunuz" diyor ve ekliyor; "Önce haftanın hangi günü olduğunu unutuyorsunuz; sonra da ailenize telefon etmeyi."

Seager gibi Guyon da Macarthur ödülü sahibi. Onun dehası ise ışık üstatlığında yatıyor: Subaru'nun devasa aynasının dahi göremeyeceği şeyleri yakalamak için ışığı manipüle ediyor. "Asıl soru, orada herhangi bir biyolojik aktivite olup olmadığı. Yanıt evetse, neye benziyor? Kıtalar var mı? Okyanus var mı, bulut var mı? Bir gezegenin ışığını, yörüngesinde döndüğü yıldızın ışığından ayırabilirseniz, bu soruların hepsi yanıtlanabilir"

Dünya boyutundaki kayalık bir gezegenin ışığını yıldızının ışığından ayırmaya çalışmak, gözlerinizi bir projektörün birkaç santimetre önünde duran meyve sineğini görebilene kadar kısmaya benziyor. Bu pek olası görünmüyor ve günümüzün teleskopları ile zaten mümkün değil. Ancak Guyon, yeni nesil yer tabanlı teleskopların neler yapabileceğine, gözlerini çok ama çok fazla kısıp kısamayacaklarına odaklanmış durumda.

Teleskoplardan elde edilen görüntü verileri dalgaboylarını ayrıştırabilen bir spektrometreye aktarıldığında gezegenlerin biyolojik imzaları ortaya çıkıyor. Bir biyolojik imza var Seager, Guyon ve aşağı yukarı herkes, bilimsel temkinlilik sınırları içinde, bunun yaşamın neredeyse kesin bir kanıtı olduğu konusunda hemfikir: Bunu kanıtlayan bir gezegenimiz var. Dünya'da bitkiler ve belli başlı bakteriler fotosentezin bir yan ürünü olarak oksijen üretiyor. Oksijenin hiç de seçici olmayan bir molekül olduğu açık -bir gezegenin yüzeyindeki hemen her şeyle tepkimeye girip onlara bağlanabiliyor. Oksijenin bir atmosferde biriktiğine dair bir kanıt bulabilirsek, bazı kaşların havvaya kalkacağı kesin. Oksijen ve Dünya'daki yaşamla ilgili diğer bileşiklerden oluşan bir biyolojik imza ise işleri bir adım daha ileri götürür. En ikna edicisi de oksijenin eşliğinde bir de metan gazı bulmak; çünk canlı organizmalardan gelen bu iki gaz birbirini yok ediyor. Ve ikisinin bir arada bulunması da sürekli bir ikâme olduğu anlamına geliyor.

Ancak Dünya dışı yaşam arayışını oksijen ve metanla sınırlandırmak fazlasıyla Dünya merkezli bir yaklaşım olur. Yaşam, fotosentez yapan bitkilerden farklı bir biçim de alabilir. Zaten burada, Dünya'da dahi oksijenin atmosferde birikmeye başlamasından milyarlarca yıl öncesinde anaerobik yaşam vardı. Bazı temel gereksinimler -enerji, besin ve sıvı bir ortam- karşşılandığı sürece yaşam birçok farklı gaz üretebilecek biçimde evrileşebilir. İşin sırrı, zten orada bulunması gereken gazların aşırı miktarda olması.

Arayabileceğimiz başka türden biyolojik imzalar da var. Bitkilerdeki klorofil, kızılötesine yakın bir ışık yansıtıyor -insan gözüyle görülemeyen, ama kızıltötesi teleskoplarla kolayca gözlemlenebilen kırmızı ötesi sınır. Buna bir gezegenin biyolojik imzasında rastlarsanız eğer, işte o zaman Dünya dışı bir orman keşfetmiş olabilirsiniz. Ancak başka gezegenlerdeki bitki örtüsü farklı dalgaboylarında ışıklar soğuruyor olabilir -yani gerçekten kapkara olan ormanlar ya da güllerin yanı sıra diğer her şeyin de kırmızı olduğu gezegenler var olabilir. 

Ayrıca, neden yalnızca bitkilere yoğunlaşalım ki? Cornell Üniversitesi Carl Sagan Enstitüsü'nü yöneten Lisa Kaltenegger ve meslektaşları- diğer gezegenlerde normal olabilecek- Dünya'daki aşırı koşullarda yaşayanlar da dahil olmak üzere, 137 mikroorganizmanın spektral özelliklerini yayımladı. Yeni nesil teleskopların bu kadar hevesle bekleniyor olması hiç şaşırtıcı değil. "İlk kez yeterli ışık toplayabileceğiz," diyor Kaltenegger. "Bazı şeyleri çözüme kavuşturabileceğiz."

Atacama Çölü'ndeki teleskoplar

Atacama Çölü'ndeki teleskoplar

Avrupa Güney Gözlemevi'nin, Şili'nin Atacama Çölü'nde bulunan ve yeni nesil yer teleskoplarının ilki ve en güçlüsü olan Aşırı Büyük Teleskop'unun (ELT) 2024 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. 39 metrelik aynasının ışık toplama kapasitesi, var olan Subaru büyüklüğündeki tüm teleskopların toplamını geçecek. Guyon'un aletinin güçlendirilmiş bir versiyonuyla donatılan ELT, galakside en yaygın görülen yıldızlar olan kırmızı cücelerin yaşama elverişli bölgelerinde bulunan kayalık gezegenleri tamamıyla görüntüleyebilecek. Kırmızı cüceler, bir sarı cüce olan bizim yıldızımızdan daha küçük ve daha sönük, bu nedenle de yaşama elverişli bölgeleri yıldızın çok daha yakınında. Ve bir gezegen yıldızına ne kadar yakınsa, o kadar fazla ışık yansıtıyor. 

Aslında yaklaşık 4,2 ışık yılı -yani 40 trilyon kilometre- uzaklığıyla, bizim yıldızımıza en yakın yıldız olan Proxima Centauri adlı kırmızı cücenin yaşama elverişli bölgesinde, Proxima Centauri b olarak anılan kayalık bir gezegen yörüngede dolanıyor. Guyon, "Bu fena halde heyecan verici bir hedef," diyor. Ancak yaşam keşfi için en iyi fırsatın Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde dönen Dünya benzeri bir gezegen olacağı konusunda Seager'a katılıyor.

Breakthrough Stashot Projesi'nin amacı işte bu gezegen.

Breakthrough Starshot, Proxima Centauri b ötegezegenine 20 yıl sürecek bir yolculuklar minik sondalar gönderecek olan, geliştirilme aşamasındaki iddialı bir plan. Ama kuştüyü ağırlığında bir uzay aracının dahi yakıta, ne kadar uzağa giderse o kadar fazla yakıta gereksinimi var. Önerilen çözüm mü? Yakıtı unutun: Onu yörüngede dönen bir uydudan fırlatın ve Dünya'daki lazerler aracılığıyla itin.

Breakthrough Starshot Projesi

Ana gemi

Düşük yer yörüngesinde bulunan bir uydu binlerce sondaya ev sahipliği yapıyor. Sondalar bırakıldığında, yelkenleri otomatik olarak açılıyor.

Fazlı lazerler

Dünya'da neredeyse bir milyar lazer ışını eşgüdümlü biçimde sondalara yöneltiliyor ve birkaç dakika süren, 100 gigavatlık güce sahip bir atım yaratılıyor. 

Yıldızlararası 

Bu birkaç dakika, sondayı ışık hızının beşte birine çıkarmaya ve kayarak ilerleyebileceği uzay boşluğuna girmesine yetiyor. 

İlk temas

Sonda 20 yıldan uzun süren bir yolculuktan sonra Proxima b'ye ulaşıyor. Yanından geçtiği yüksek hızlı uçuşu sırasında görüntüler alıyor ve bir dizi bilgi kaydediyor.

Eve telefon

Sonda, çipine gömülü lazeri kullanarak bilgileri geri dönderiyor. her bir aktarımın Dünya'ya ulaşması yaklaşık dört yıl.

Sprite Uzay Aracı

Breakthrough Stashot Projesi'nde lazerle itilecek yelkenli mini uzay araçlarının içine yerleştirilecek mektup pulundan büyük olmayan çipler.

Kaynak: National Geographic | Abone olmak için tıklayın...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Apollo 11 programının 50’nci yıldönümü, Uzay Kampı Türkiye’de ''Apollo Haftası'' olarak düzenlenen özel bir haftada farklı etkinliklerle kutlandı.

İskoçya’daki Glasgow Üniversitesi’nde çalışan fizikçiler dünyanın ilk gerçek kuantum dolanıklığı fotoğrafını çektiler. Kuantum Dolanıklığı nedir, nasıl oluşur? İşte Ku...

Bu akşam (16 Temmuz 2019 Salı) Ay tutulması gökyüzü meraklılarını bekliyor. Ay tutulması saat kaçta olacak? Türkiye'den izlenebilecek mi? Ay tutulması ne zaman, saat k...

Paralel Evren nedir? Bilim insanları Paralel Evren deneyi için düğmeye bastı. Paralel Evren deneyi nasıl olacak, nerede yapılacak? Bilim insanlarının yapacağı Paralel ...

NASA tarafından belirlenen bir asteroidin 2019'dan başlayarak 2116 yılına kadar Dünya'ya 165 kere yaklaşacağı ifade edildi. Son yıllarda Dünya'ya yaklaşan ve çarpma ri...

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı NASA’da siber güvenlik ihlali yaşandığı ve Mars misyonu ile ilgili çeşitli verilerin sızdığı ortaya çıktı. Üstelik bu ihlalin, düny...

Arktik nedir? Arktik'in önemi ne? Enerji şirketlerinin paylaşmaya çalıştığı Arktik Dünya'nın kaderini belirleyecek. Arktik bir bölgedir ve Dünya'nın geleceği konusunda...

Yazarlar
Website Security Test