İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi geçen hafta yaptığı açıklamada, Robert E. Hall ve Michael Woodford’un “makro ekonomik istikrarın mikro ekonomik temelleri” üzerine yaptıkları çalışmalar nedeniyle 2026 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandıklarını duyurdu. Robert E. Hall Stanford Üniversitesi’nde, Michael Woodford Columbia Üniversitesi’nde öğretim üyeleridir. Ödül komitesi başkanı John Hassler yaptığı açıklamada “Yapılan çalışma günümüzde dünya genelinde merkez bankaları ve hükümetlerce uygulanan modellere sağlam bir teorik temel kazandırmıştır.” Söyleminde bulundu. Ödül konusu olan makro ekonomik istikrarın mikro temelleri konusunu irdelemekte fayda var. Zira bu çalışmadan çıkarılacak dersler ekonomik gidişatımızdaki bir türlü yakalayamadığımız istikrar ve sürdürülebilirliği açıklamada ipuçları verecektir. “1990’lara” kadar yürütülen programlarda genellikle varsayılan temel ana fikir; Enflasyonu düşürmek için faizleri arttırmak ve böylece büyümeyi gerçekleştirmek mümkün şeklindeydi. Hall ve Woodford bu konuda “davranışsal ekonomi” anlayışını öne çıkarmak suretiyle “insanın sadece rasyonel davranmadığını, irrasyonel davranabildiği gibi, bugünkü kararını yarın ne olacağını düşünerek de veriyor, bu nedenle enflasyonu düşürmek için sadece faizi arttırmak yeterli değildir.” dediler. Bunun yanında “beklenti kanalları” da bir o kadar önemlidir. Nitekim TCMB’nin “Enflasyon Raporu” yayınlama nedeni de aynen FED gibi bu nedenledir. Ödül sahiplerinden Michael Woodford “Enflasyon Hedeflemesi”nin babası sayılır. En önemli kitabı “Interestand Price (2003)” merkez bankacılarının el kitabı gibi olmuştur.
Beklenti kanalının temeli “insanların enflasyon düşecek diye inanmaları” ve buna göre davranışlarını yönlendirmesi anlayışına dayanır. Bu nedenlerle faiz oranı sadece bugünkü enflasyona göre değil gelecekteki enflasyona göre anlayışına göre saptanmalıdır. Özetle bu anlayışa göre sadece faiz arttırarak enflasyon düşürülmez. İnsanların beklentilerini değiştirmek için de hane halkının ve reel sektörün gerçekte kararları nasıl verdiğini anlamak gerekir. Kanaatimizce bunun yolu da “GÜVEN” in tesisinden geçmektedir. Nitekim 30 aydır eksi giden sanayi sektörümüzün yatırım yapmama nedenlerinin başında sadece maliyet faktörü tek etken değil, en önemli unsurlar belirsizlik ve güven eksikliğinden kaynaklanıyor. Beklentilerin önemi sadece sanayi sektörü için de değil aynı zamanda sigorta sektörü için de geçerli. Enflasyon beklentileri çıpalanamazsa, gelecek belirsiz ve fiyatlama yapılamayacağından sigorta sözleşmeleri de zorunlu olanlar hariç diğerleri olumsuz etkilenecektir. 2021-2023 döneminde ülkemizde enflasyon yükselirken faizler düşürülerek negatif reel faiz politikası izlendi. Faiz politikasını değiştirmenin toplumun geleceğe ilişkin beklentilerini aynı hızla değiştirmediğini göstermiştir. Geçmişteki bu yanlış uygulama bugünkü dezenflasyon politikasının zorluk katsayısını arttırmıştır. Hall ve Woodford’un araştırmaları göstermiştir ki “fiyat istikrarı çok önemli ancak bunu sağlamak için uygulanan politikaların yarattığı ekonomik dalgalanmalar ve toplumsal refah düzeyindeki sonuçlar göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla fiyat istikrarı tesis ederken reel gelirler, bu gelirlerin dağılımındaki eşitsizlikler istihdam ve tüketim imkanlarındaki değişikliklere de bakılmalıdır. Enflasyonu düşürmenin maliyeti göz önünde tutularak bu maliyetin toplum katmanlarına eşitsizliği arttıracak şekilde uygulanmamasına dikkat edilmelidir.”
Ödül sahiplerinin makro istikrar için zorunlu gördükleri bir başka husus ise “İleriye Dönük İletişim (Forward Guidance)” konusu. Faizi düşüremiyorsan bile insanlara “faizin uzun süre düşük kalacağı sözü verilmeli.”“Neden yeni bir model ihtiyacı doğdu, enflasyon artarken işsizlik de yükseldi, stabilizasyon politikaları ve gelir-tüketim ilişkisi beklenen sonuçları vermedi. Makro ekonomik sonuçlar milyonlarca hane halkı ve reel sektörün mikro düzeyde verdiği kararlarla oluşur. Bu nedenle bu kesimlerin davranışlarını ve beklentilerini dikkate alan modeller uygulanmalıdır. Yaptıkları çalışmalar ödül komitesi başkanının ifade ettiği gibi merkez bankalarının uygulamalarına teorik temel sağlamıştır. Nitekim yaygın bir şekilde kullanımları bunu doğruluyor. Bu görüşe “Yeni Keynesyon Model” deniyor. Yazımızı ekonomi dünyasının duayenlerinden Oliver Blanchard’ın ödül konusundaki övgüleriyle bitirelim. “İkisi de ödülü sonuna kadar hak etti. Woodford taş taş inşa eden bir katedral ustası, Hall ise entelektüel bir kelebek. Ana katkıları; tüketim hakkında düşünme biçimimizi değiştiren muhteşem bir iç görü. Bu alanın ilerlemesi için ikisine de ihtiyaç var. Tebrikler.”
2026 Nobel Ekonomi Ödülü/makro istikrar- mikro ekonomi
2026 Nobel Ekonomi Ödülü/makro istikrar- mikro ekonomi
Paylaş: