.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Açılım Süreci ilerledikçe endişe artıyor

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Açılım Süreci ilerledikçe endişe artıyor
Açılım Süreci ilerledikçe endişe artıyor
Paylaş:
İki yıl önce Terörsüz Türkiye adıyla ülkemizin gündemine yerleştirilen PKK açılımının; süreç ilerledikçe daha çok güven kaybına ve daha çok endişeye neden olduğu kanaatindeyim. Bendeki bu güven kaybının ve endişenin nedenlerini paylaşmadan önce şunu vurgulamak isterim: Bizler; meslek yaşamının büyük bölümünü terörle mücadele alanlarında geçirmiş, terörle mücadelenin her safhasında fiilen görev yapmış, terörün vatanımıza ve milletimize verdiği zararlara yakından tanık olmuş, terörü, teröristi ve terör örgütünün arkasındaki iç ve dış desteği yakından gözlemleyen insanlarız. Ülkemize musallat edilen terör belasından sonsuza kadar kurtulmamızı bizlerden daha fazla kimse isteyemez. Bu nedenle, söz konusu açılım süreci ile ilgili olumsuzdeğerlendirmelerim; terörün sona ermesine karşı olduğum için değil, sürecin PKK’nın lehine geliştiği izlenimi edindiğim ve bunun ülkemize çok daha büyük zararlar verebileceği endişesi taşıdığım içindir.
Süreç geliştikçe kamuoyuna yansıtılanlar dikkatle sorgulandığında endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuz daha iyi anlaşılmaktadır.Geçtiğimiz günlerde, basında; terör örgütünün Irak’ın Kuzeyindeki Metina bölgesinden çekildiği, bu çekilmenin uydu görüntüleri ile de tespit edildiği haberi yer aldı. Haberi verenlerden ve bu habere yorum yapanlardan bazıları; PKK’nın süreci desteklemeye başladığı ve bunun çok iyi bir gelişme olduğu yönünde değerlendirmeler yaptılar. Bu haber ve değerlendirmelerin hemen ardından “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu” adıyla bir yapı oluşturulacağı, terörist başı Apo’nun komisyon başkanı olacağı, komisyon toplantılarının Apo için İmralı’da inşa edilen villada yapılacağı haberi görüldü. Bu iki haberin art arda verilmesi bende; asıl haberin terörist başının getirildiği konum olduğu, 50 bin kişinin katili, müebbet hapse mahkûm edilmiş bir teröristin bu konuma getirilmesine duyulacak tepkinin hafifletilmesi için de PKK’nın açılım sürecine katkı verdiği algısı yaratılmaya çalışıldığı kanaati oluşturdu.
Dikkat edilirse PKK ve terörist başı Apo lehine atılan her adım kamuoyuna duyurulurken paralel olarak PKK’nın attığı olumlu adımlardan, silah bırakma kararı aldığından, yuvalandığı alanlardan çekilmekte olduğundan, eylemlerine son verdiğinden de söz edilmektedir. Bu haberlere göre PKK; Irak’ın Kuzeyindeki kamplarını, bu zamana kadar defalarca boşaltmıştır. Açılım sürecinin gündeme getirildiği dönemde bölgedeki 81 terör yuvasını boşaltma kararı aldığından söz ediliyordu. Zamanla bütün bu haberlerin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştır. Bu defa teröristlerin kampları terk etmelerinin uydu görüntüleri ile kayıt altına alındığı da haber yapılmıştır. Yani bu haberlere göre terör örgütünün bu son çekilmesi belgeli ve kayıtlıdır. Oysa basında uydu görüntüsü olarak servis edilenler gerek netliği gerekse çekim açısı itibarıyla dron çekimi gibi görünmektedir. Bu görüntüleri kimlerin çektiği ve Türkiye’ye kimlerin verdiği de sorgulanmalıdır.
PKK çekildiyse nereye gitmiştir. Silah bırakmış mıdır? Bırakmışsa nereye bırakmıştır? Terörle mücadelede görev alanlar ve geçmişte terör örgütü ile ilgili haberleri takip edenler çok iyi bilirler ki; PKK’lı teröristler, her yıl kış aylarına girerken havaların uygun olduğu dönemde işgal ettikleri barınma alanlarını terk ederek bölgedeki yerleşim yerlerine çekilirler. Aksi halde bölgenin zorlu kış koşullarında; bu dağlık alanlardaki mağaralarda, sığınaklarda barınmaları imkansızdır. Ayrıca teröristler hayallerde canlandırıldığı gibi evsiz-barksız, dağlarda dolaşan, mağaralarda yaşayan yaratıklar değildir. Onların da köyleri, evleri, eşleri, çocukları vardır. Düzenli askeri birlikler halinde teşkilatlanmış ve konuşlanmış da değillerdir. Örgütün emriyle toplanırlar, eylemlerini yaparlar ve dağılırlar. Bu konuda daha fazla ayrıntı vermeye gerek yoktur. Konuyla ilgili birimlerin bu konunun ayrıntılarını bilmemesi de mümkün değildir. Buna rağmen teröristlerin bu mevsimde icra ettikleri ve adına “kış tertiplenmesi” denilen hareketlerinin “çekilme” olarak gösterilmesi izaha muhtaçtır.
Eğer bu haberler doğruysa ve terör örgütü gerçekten de bölgeyi boşaltıyorsa şu soruların cevapları samimiyetle verilmelidir:
PKK terör örgütü ülkemizle ilgili ayrılıkçı düşüncesinden vaz geçmiş midir? Ülkemizin üniter yapısına ve ulus devlet ilkesine saygı duymaya mı karar vermiştir?
ABD’nin Suriye’de ve İran’da PKK terör örgütünün uzantılarına sağladığı destek herkesin malumudur. ABD bundan sonra bölgemizde uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesinden (BOP), bölge ülkelerini parçalama hedefinden ve bu hedefe ulaşmak için kullandığı PKK terör örgütünü desteklemekten vaz mı geçmiştir?
İsrail; bölgemizdeki yayılmacı planlarını uygulamaya aralıksız devam etmektedir. Ülkesinin güvenliği için bölgemizde kurulması planlanan “Büyük Kürdistan” projesinin planlayıcısı ve en büyük destekçisi olan İsrail bu amacından vaz mı geçmiştir?
“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin ülkemizin huzur ve güvenliğine hizmet edeceğinden söz edilmektedir. Aynı süreçte, Suudi Arabistan ve Pakistan’la Mekke Anlaşması adı ile askeri iş birliği anlaşması yapılmış, ABD ve İsrail yanlısı, İran karşıtı tavır alınmıştır. Bu yeni tavrın İran’la gerginlik oluşturması, İran’ın vekil güçleriyle çatışma doğurması kuvvetle muhtemeldir. PKK açılımı ile ABD’nin İran karşıtı tavrına destek verilmesi arasında bir ilişki ve ABD’nin bu konuya etkisi var mıdır?Bu da huzur ve güvenliğimiz için tehdit değil midir?
Terörist başı Apo’ya komisyon başkanlığı görevi verileceği haberi doğru mudur? Doğruysa bu ne anlama gelmektedir? Amaç terör örgütüne siyasi misyon kazandırmak, örgütü Türkiye’nin siyasi sistemine monte etmek midir? Eğer böyleyse bunun doğuracağı sonuçlar neler olur, hesap edilmiş midir?
PKK’ya duyulan bu güvenin kaynağı nedir? Türkiye’nin siyasi sistemine monte edildiği taktirde uluslararası alanda terör örgütleri listesinden çıkarılacaktır. Kendisine duyulan güveni geçmişteki açılım sürecinde olduğu gibi istismar etmeye kalkarsa tekrar terör örgütleri listesine aldırılabilecek midir? Yoksa devletimizin meşru muhatabı olarak talep ve dayatmalarına boyun mu eğilecektir?
Benim kanaatimce; son yıllarda Suriye’de terör örgütleri için uygulamaya konan yol ve yöntemler ülkemizde PKK için de uygulamaya konuluyor gibi bir görüntü vardır. Bu durum huzur ve güven değil, uzun yıllar sürecek huzursuzluk ve güvensizlik kaynağı olacak nitelikte görünmektedir.