.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Sorunsuz bir Türkiye için

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Sorunsuz bir Türkiye için
Sorunsuz bir Türkiye için
Paylaş:
Yaz mevsimi geçti, hem de bütün hızıyla. Bu yaz okuduğum en etkileyici kitapların başında Falih Rıfkı Atay’ın anı ve denemelerinden oluşan “Batış Yılları” (Pozitif yayıncılık 224 sayfa 2017, İstanbul) gelmekte. Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşından önceki 10 yılını anlatan bir kitap. Üslubu akıcı Atay’ı ( 1894-1971) Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, 13 Mart 2026’da kaybettiğimiz ve ilk öğrencileri olduğumuz Prof. Dr. İlber Ortaylı tavsiye etmişti. Sonra Zeytindağı’nı okuduk. Tüm bu kitaplardan neden mi bahsediyorum: Arapların Osmanlıya nasıl baktıklarını, Anadolu halkından nasıl nefret ettiklerini anlattığı için. Trump’ın ayarladığı Suudi Arabistan’ı kollayan Mekke Anlaşması, Yemen’den Suudileri bombalayan İran yanlısı Husileri durdurmak amaçlı bir ittifak. Ordusu ABD’nden sonra ikinci olan Türkiye’nin NATO ittifakı içindeki bağları Mekke Anlaşması ile uyumlu mu? Uyumlu olacağını sanmıyorum desem de Mekke Anlaşmasının içeriğini TBMM’ne getirileceği şu günlerde öğreneceğiz.
Öte yandan İsrail’de, 27 Ekim 2026’da yapılacak seçimler Orta Doğu coğrafyası ve Türkiye için çok önemli. Trump’ın, bir açıklama yaparak seçimlerde Başbakan Netanyahu’nun sonuna kadar yanında olduğunu ifade etmesi seçimlerin sonucunu değiştiremez gibi. Halkın büyük kısmı ve öğrenciler Netanyahu’ya karşılar. Seçimlere hile hurda karıştırılmazsa Netanyahu’nun seçilme şansı az. Ancak Trump’ın Gazze ve Filistinlileri daha da yok etme planlarını gerçekleştirecek tek aday da Netanyahu.
İsrail’in, Güney Kıbrıs Rum kesiminden gayrimenkul ve arazi edinimleri, Rumları kızdıran Rum borsasını satın almak istemesi hatta rivayetler doğru ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de arazi alışları ayyuka çıkan haberler arasında. Rumların Yunanistan ile Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama ve İsrail’e deniz altından fiber hat bağlantısı yapılacak olması Türkiye’nin haklarını deniz hukuku açısından ihlal edici hareketlerden. Türkiye, Libya ile yaptığı Anlaşmaya işlerlik kazandırırken Avrupa Birliğinin şiddetlerini üstüne çekti. AB Komisyonu Başkanı Ursulavon der Leyen bu Anlaşmanın hukuken geçersiz ve hükümsüz olduğunu açıkladı. Burada Türkiye’ye bir koz verilmiş sayılır. Türkiye’nin şimdi doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı konusundaki haklarını AB’ne ve İsrail’in arkasındaki ABD’ne belgeler göstererek müzakere etmesi, hazırlayacağı raporları vermesi gerekir. Burada müzakere tekniklerini çok iyi bilen üst düzey diplomatlara ihtiyaç var. Ursulavon der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı ile Sayın Cumhurbaşkanını 2025’de Beştepe’de ziyaret ederken ayakta kalmış diğer Türk yetkililer de yerlerinden kıpırdamamışlardı. Ursula Hanım da ben böyle oturayım bari deyip oradaki divanın ucuna ilişmişti. Bu durumu Sayın Cumhurbaşkanına zamanında izah etmiş olmalılar. Ursula Hanımın Avrupaya döndükten sonra bu olayı epey dillendirdiği kulis haberlerinde yer aldı. Benim önerim resmi görüşmelerine tanıklık ettiğim Washington Büyükelçimiz Sedat Önal. Konularına hakim, İngilizce diline vakıf, bazıları gibi istihbaratçı havasına girip korkutucu bakışlarda bakmayan, karşısındakine güven veren iyi bir kariyer diplomat.
Netanyahu gibi zor durumda olanlardan biri de Trump. 2026 Kasım başındaki Senato ve Temsilciler Meclisindeki kısmi seçimlerdeki şansı giderek azalmakta. Muhalifleri Demokratlar, yeni bir Başkan adayı arayışına girdiler bile.
Avrupa’da da işler yolunda değil. Geçim sıkıntısı çeken öğrencilerin başlattığı ve sarı ceketlilerin de destek verdiği Paris’teki eylemler, protestolar polis gücüyle bastırılmaya çalışıldıysa da başarısız oldu sayılır. Polisin plastik mermiyle çok sayıda insanı yaralaması attıkları bir ses bombasının 15 yaşındaki bir öğrencinin elinin kopmasına neden olması, tüm bunların üstüne Cumhurbaşkanı Makron’un ülkede hiçbir şey yokmuş gibi Körfez ülkelerini ziyarete gitmesi Fransa’da işleri daha da karmaşık hale getirdi. Öğrenci hareketleri, İtalya ve Arnavutluk’a kadar yayıldı. Arnavutluk’ta öğrenci eylemciler protestolarına Flamingo Harekatı adını koydular. Flamingo çevre eylemlerinde çokça kullanılan bir kuş ismi. Arnavutluk’ta Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner’in SİT alanı olan Arnavutluk sahillerinde beş yıldızlı oteller yapacak olması protestoların ilk nedenleri başında. Bu bölgenin yeşillik olması Flamingo isminin ne kadar yerinde olduğunun bir göstergesi. Arnavut Hükümetinin Türkiye’den donanımlı iki Toma aldığı Türk medyasında yer aldı. Tomaların kime karşı kullanılacağı açık.
Trump, Putin’i arayarak motorin ambargosunu kaldırdığını bildirdi. Kedilerin Moskova’da sokaklardan ve metro duraklarından toplanması nedeniyle veba hastalığının artması yüzünden Trump’ın yardım teklifini Putin reddetti. İran’la ABD arasındaki savaş henüz sona ermedi. Trump’ın sözlü tehditlerine İran misliyle cevap vermekte. İran Devlet geleneklerini devam ettiren ve Devrim Muhafızlarının bulunmasına karşın İran Ordusunu da dağıtmayan bir ülke.
Yeni sorunumuz Azerbaycan ile. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in bir kanunla okullarda başörtüsünü yasaklamasına Türkiye’den üstelik de bir yetkiliden olumsuz bir açıklama yapılınca en sert yanıt İlham Aliyev’den geldi. Türkiye’nin tek millet iki devlet tezi reddedildi. Türkiye başka bir ülkenin içişlerine karışmakla suçlandı. Türk yetkiliden bir daha ses seda çıkmadı. Bu açıklama Türkiye’nin Azerbaycan Cumhurbaşkanını yeterince tanımadığını gösterdi. İlham Aliyev Moskova Üniversitesi’nden mezun, bir süre KGB’de çalışmış, Azerbaycan’ın çıkarlarını düşünen, Batı yanlısı bu nedenle de Güney Kıbrıs Rum tarafını tanıyan bir devlet adamı. Görünüşte Türkçü, asıl komünist Politbüro üyesi gibi davranan, laik yaşamı tercih eden, Putin’in sevdiği ona yakın bir politikacı ve diplomat. Babası Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ise uzun yıllar KGB Başkanı ve Rus vatandaşı olarak görev yapan bir Azeri. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanının 20 Ekim 2026’da İlham Aliyev’i telefonla araması arayı düzeltmek için çok yerinde oldu.
Türkiye’de artık herkesin bildiği Fon skandalı uluslararası tanınmış mali kuruluşların takibine alındı. Gönüllü, gönülsüz veya tövbe hesaplarından vazgeçip sorumluların cezalandırılması gerektiği yetkililerce açıklanmakta. Gazetecilerin tutuklanması ve Halk TV’nin kapatılması Türk demokrasisi için kötü puanlar oldu.
Durumlar özetle böyle. Kış aylarına girerken sorunlarımız böyle sürüp gitmekte. Daha az sorunlu, geçim sıkıntısının azaldığı, demokrasi ilkelerinin hakim olduğu günler ve esenlikler dilerim.