Türkiye, fonlar aracılığı ile çalınan trilyonlarca Türk Liralık skandalın sonuçları üzerine tahminlerde bulunurken, bir yandan da dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek zorunda.
Sovyetler Birliği 1989’da Berlin Duvarının yıkılması ile dağılınca, Türkiye doğu sınırında üç yeni devletle komşu oldu. TC Dışişleri Bakanlığı’nda Orta Asya Genel Müdür Yardımcılığı kurularak bu üç Kafkas ülkesi ile ilişkiler de bu birime verildi. O sırada Deventer Başkonsolosluğundaki görevim sona ermiş ve Bakanlığa yani Merkez görevine dönmüştüm. Dairemi öğrenmek için uğradığım Personel, Müsteşar Yardımcısı Bilgin Unan’ın beni çağırdığını söyleyince hemen yanına gittim. Bilgin Bey Lahey’deki Büyükelçimiz idi. Verdikleri resmi yemeklere arada beni de davet ederlerdi. Eşi Gözen Unan kariyer diplomat olarak Bakanlıkta görev yapmış daha sonra ayrılmıştı. Deventer Lahey arası hızlı trenle bir saat olduğu için gidiş ve dönüşümde sorun yaşamazdım. Ayrıca bu yemek davetlerinde Hollanda’nın kalburüstü insanları ile tanışmaktan mutluydum.
Bilgin Bey, Kafkas Dairesi adı altında bir daire kurulmasına öncülük ettiğini, Orta Asya Dairesinin yükünün ağır olduğunu vurgulayarak Kafkaslarla daha yakından ilgilenmemiz gerektiğini vurgulamıştı. Hatta bir örnek vererek sadece Azerbaycan’ın tanındığını bu tanımanın Gürcistan, Ermenistan’ı da kapsaması gerektiğini belirtmişti. Dairedeki bütün yükün o zaman Başkatip olan E. Büyükelçi Vural Altay’da olduğunu, aynı özverili çalışmayı benden de beklediğini, Deventer’deki çalışmalarımı takip etmiş olduğunu ifade etmişti. Genel Müdür Yardımcımız rahmetli Büyükelçi ve Azeri kökenli Candan Azer Daire Başkanımız ise S. Karaosmanoğlu idi.
Genel Müdür Yardımcılığı kurulunca üç yeni komşumuz aynı tarihte tanındılar. Ermenistan tanınmasına karşın diplomatik ilişki kurulmayan tek ülke oldu.
Her üç ülke ile karşılıklı resmi ziyaretler yapıldı bu vesile ile de çok sayıda anlaşma imzalandı. Azerbaycan için “tek devlet iki millet” kavramını yanılmıyorsam Candan Azer bulmuş, o zamanki Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in yaptığı bir konuşmada ilan edilmişti. Azerbaycan’da ise o sırada üçüncü Devlet Başkanı Ebulfez Elçibey vardı. Elçibey romantik, devlet işlerini pek de önemsemeyen bir insandı. Nitekim bu zaafları nedeniyle Haydar Aliyev’in Devlet Başkanı olması kolaylaştı diyebiliriz.1995’de ise Türk milliyetçisi olan Ebulfez Elçibey’i tekrar başa getirme çalışıldığı bunu da Türkiye’nin yapmak istediği H. Aliyev tarafından ileri sürülünce Azerbaycan’da görevli Türk yetkililerden bazıları Ankara’ya geri çağrıldılar. Oğul İlham Aliyev’in ortaya çıkan öfkesini onun için 1995 yılından başlatmak lazım derim. Aliyev ve Babası Haydar Bey Rusya’da eğitim gördükleri ve Baba Aliyev’in KGB Başkanı olarak oğlunun da Rus Devlet dairelerinde çalışmış oldukları cihetle siyasette ne kadar usta oldukları anlaşılacaktır. Azerbaycan İran’ı tehdit olarak görürken baş örtüsü konusundaki yol göstericiliğinin Türkiye’den gelmesine en ağır ve hakaret dolu yanıtını verdi.
Azerbaycan’ın İsrail ile savunma ortaklığı işbirliği en yoğun şekilde 2016- 20 yılları arasında yaşandığı açık kaynaklarda kayıtlı. İsrail Azerbaycan’a bu yıllarda her türlü roket ve mühimmat yardımını yapıyor. O nedenle “ Karadağ’a nasıl girdiysek İsrail’e de aynı şekilde gireriz” sözü Azerbaycan’da kırgınlıklara neden oluyor. Hakan Fidan’ın Herzog geldiği için Azeri Parlamentosunu terk etmesi de suyu taşıran damlaların başında gelmekte. Azerbaycan baş örtüsü kararını eleştiren Başdanışman Oktay Saral’ı Sayın Cumhurbaşkanı görevden almasına karşın Aliyev’i henüz sakinleştiremedi. İlham Aliyev çok taraflı diplomasiyi uygulayan çok da iyi bir diplomat. Aliyev’in bu tutumu Türkiye’de birkaç başın daha alınabileceği ihtimalini vermekte.
Öte yandan Trump’ın ara seçimlerde Temsilciler Meclisi ve Senato’daki çoğunluğunu kaybetmesi Başkanın hezimeti olarak yorumlanmaya başladı bile. İran ile savaşın ekonomiye getirdiği yük, küçümsediği ve bir zamanlar kendisine oy vermiş olan Latinlerle Afrika kökenlilerin ve Müslümanların oylarını kaybetmesinin arkasında uzun süren ve Amerikan ekonomisini yıpratan İran savaşı,ICE polis teşkilatının aşırı kuvvet kullanması, göçmen politikasının geri tepmesi,Demokratların açık ara seçim başarısındaki katkılarından sayılabilir. Trump’ın BAE ve Suudi Arabistandan beklediği destek de sona erdi sayılır. İran’ın bu topraklardaki Amerikan üslerini eskisi gibi vuracağı ihtimali seçim sonrası İran’a saldırı olasılığını azalttı sayılır. Trump hezimeti tüm dünyadaki etkileri ve Türkiye için de geçerli sonuçları olacağı için önemli.
Önümüzdeki günlerin daha ne skandallar getireceğini, şimdiden tahmin etmek zor. Bir bekle gör dünyasının içinde hızla ilerliyoruz.
Trump’ın hezimeti, Aliyev’in öfkesi kader değil
Trump’ın hezimeti, Aliyev’in öfkesi kader değil
Paylaş: