.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Yoğun ekonomik gündem

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Yoğun ekonomik gündem
Yoğun ekonomik gündem
Paylaş:
Geçen hafta ekonomide gündem yoğundu. Önce Ekim ayı enflasyon rakamları açıklandı. ABD’de ara seçimler sonuçlandı. Kuşkusuz Cumhuriyetçilerin ağır mağlubiyet alması küresel ekonomide önemli etkiler yaratacak. TCMB’nin “Merkezin Güncesi” bloğunda yeni bir çalışma yayınlandı. “Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör; Firma Verileri Ne Söylüyor? (tcmb+1/mmd7f20)

Enflasyon
Ekim ayında TÜFE aylık %2,58, yıllık %29,77 oranında artış gösterdi. ÜFE’deki artış oranları ise aylık %1,65, yıllık %27,41 oldu. Beklenti TÜFE’de aylık %2.20 olduğundan beklenti üstünde gerçekleşti. On iki aylık ortalamalara göre TÜFE hala %31,23’te. Bir önceki yıl Ekim ayında aylık ortalamalara göre TÜFE %37,15 oranında artmıştı. Kuşkusuz savaş nedeniyle petrol ve enerji fiyatlarındaki yüksek artış bu sonuçta etkili. Ancak talepteki sert düşüşe, ekonomideki soğuma emarelerine rağmen beklenti üzeri gelen sonuç olumsuz. Taze meyve, sebze ve giyimdeki artışların mevsimsel ortalamaların üzerinde olması ve enerji fiyatlarındaki artışın %57’lere varması Ekim ayı enflasyonunu yükseltti. ÜFE’nin %27’lerde kalması da maliyet artış baskılarının devam ettiğini gösteriyor. Ancak bütün bunlara rağmen dezenflasyon süreci devam ediyor. Trendin aşağı yönlü devam etmesi olumlu. Aylık ve üç aylık ortalamalarda tüketici enflasyonu yataya yakın seyrediyor. Hizmetlerdeki fiyat artışı ise yavaşladı. Beklentilerin düzelmemesinde ücretlilerin hissettiği enflasyon oranı %36’larda olduğundan “GÜVEN” bir türlü tesis edilemiyor. Ücretlerin erime oranı %22’lerde. Tüketici kredilerinde takip oranı %5,73 ile rekor seviyeye yükseldi. Program başlangıcından (Haziran 2023’ten) bu güne enflasyon kümülatif olarak %245 oldu. İTO geçinme endeksi ile TÜFE enflasyon arasındaki farkların bir türlü kapanmaması ücretli ve emeklilerin gelirlerinin eridiğinin açık bir göstergesi. Dezenflasyon sürecinin uzaması sürekli vurguladığımız gibi hem maliyeti arttırıyor hem de sonuç almayı geciktiriyor. Güven’i tesis etmeden, beklentileri olumluya çevirmeden, programın bütünselliğini (para arzı, maliye politikası ve yapısal önlemlere başlama göstergeleri ile) oluşturmadan fiyat istikrarını kalıcı olarak gerçekleştiremeyeceğiz.

ABD seçimleri
Gerek Temsilciler Meclisi gerekse Senato’nun üçte birinin yenilendiği bu seçimlerde Trump ezici bir mağlubiyet yaşadı. Aslında seçimleri Demokratların kazanmasından ziyade Cumhuriyetçilerin kaybettiğini söylemek daha doğru olur. Savaş, tarife artışları gibi nedenlerle küresel ekonomik ortamı olumsuz etkileme sürecinin azalacak olması iyi bir şey. Kalıcı olarak emtia ve enerji fiyatlarının azalma ihtimalinin artması da genel olarak olumlu özellikle arz koşullarındaki iyileşmeler küresel büyümeler üzerindeki olumsuz etkileri azaltacak. Bu durum enflasyonu azaltabileceği gibi hane halklarının satın alma gücünü de destekleyebilecek Başkan’ın topal ördek olması, yönetim yapısında bölünmüşlük, belirsizlik ve oynaklıklar da yaratabilir.

Fon tasfiyeleri ve reel sektör
Yazımızın başında söylediğimiz gibi TCMB “Merkezin Güncesi” bölümünde yayınlanan çalışma fon krizinin reel sektör üzerindeki etkilerini inceleyen önemli ve güzel bir çalışma. Bu çalışmanın kısa bir özeti şöyle: Fonlardaki şirket yatırımlarının %31’i hizmet, %29’u sanayi, %27’si ticaret, %13’ü inşaat sektöründeki firmalara ait. Bu kapsamdaki yatırım toplamı 116 milyar TL. Yapılan analizde yüksek fon maruziyeti bulunan firmaların ekonomideki ağırlıkları görece düşük oranda. Tasfiye sonrasında bu şirketlerin krediye erişimleri devam ediyor. Fonlarda yaklaşık 3 bin şirket var. Toplam 116 milyar TL’lik fonlardaki bakiyenin 57 milyar TL’si Para Piyasası Fonlarında, 31 milyar TL’si Hisse Senedi Fonlarında, 28 milyar TL’si de diğer serbest fonlarda tutuluyor. Fondaki yatırımda bulunan tüm firmaların maruziyet düzeyleri, gerek ekonomi hacmi gerekse toplam aktiflere, istihdama, ciroya, ihracata ve kredi hacmine göre payları düşük oranda. Aynı şekilde bu şirketlere mal sağlayan ve satışlarının %5’ten fazlasını bu firmalara yapan tedarikçilerin istihdam ve ciroda pay oranları da %1’ler civarında. Ancak, fondaki bu şirketlerin paraları kendi öz kaynaklarından mı, yoksa müşteri avanslarından mı veya çalışanların maaşlarından mı bu husus fon krizinin yaratacağı likidite problemlerinin hacmi açısından önemli olabilir.  Ayrıca likidite etkisini sadece fondaki şirketlerle değil tüm reel sektörle ölçmek daha doğru olur. Nitekim ticari, tüketici ve kredi kartı kullanımının yavaşlaması dördüncü çeyrekte ekonominin soğuyacağı işaretlerini veriyor.
Çalışma sonucundaki tespit ise bizce de hayli önemli. TCMB bu krizde proaktif davranmış ve 1 Ekim 2026 tarihinde makro finansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimlerini desteklemek amacıyla attığı adımların ve KOBİ’lere yönelik düzenlemelerin bu olumlu görünümde etkili olduğu ifade edilmiştir. Fon tasfiye süreçlerinde sağlanacak ilerleme ve likidite adımları olası riskleri sınırlamaya devam edecektir.